

Diksiyon ve Egzersizleri

Dinleyici ne zaman bir şarkı
duysa, Söz ve Müzik unsuru onun şarkıyı hayalinde canlandırabilmesi ve beğenmesi
için önemli unsurlardır. Hisler ve duyguları anlatmada sözler etkendir..
Diksiyon ve Egzersizleri
Diksiyon sanatının önemi :
Dinleyici şarkıyı her
dinlediğinde daha fazla yakınlık duyar ve her santimetresine kadar şarkıyı
öğrenir.Ve o şarkının sözlerinde kendinden de birşeyler bulur.
Vokal müzikte Sözler ve Müzik
çok önemlidir.Öyleyse sözler ne kadar anlaşılır olursa karşınızda bırakacağınız
etki ve anlaşılabilirlik de o oranda artacaktır.
Bu tabii ki her tür müzikte
olmaz. Enstrümantal ve Klasik müzikte besteci veya kompozitörlerin fikirsel,
tamatik başarıları öne çıkmaktadır..Bizim sözler için söylediğimiz ; temiz
anlaşılabilir olma gerekliliği : Türkü, Rock, Blues, Caz ,Türk Müziği vs.. gibi
sözlü müzikler için söylenebilir.
Şarkı söylerken en dikkat
edilecek nokta tüm kelimeleri son hecesine kadar şarkı içinde duyurmaktır. Bu
problem kayıtlarda sıkça karşılaşılan bir durumdur. Dinlediğimiz birçok
şarkıcının maalesef bu yanlışı yaptığı, aynı dilde konuşmamıza rağmen sözleri
tam olarak anlayamadığımız nice şarkılar ve şarkıcılarımız mevcuttur. Şarkının
son heceleri yutulup gitmiştir.
Oysaki bu problemi engellemek
zor değildir. Ancak şan konusunda kişi kendini değerlendirirken yeteri derecede
dikkatli olmayabilir. Problemi engellemek için nefes çalışarak , tüm heceleri
son notasına kadar doğru bir diksiyonla vurgulamak duyurmak gerekir.
Unutulmamalıdır ki sözleri
anlaşılamayan bir müzik dinleyicide herzaman yarım duygular uyandıracak ve sizin
anlatmak istediğiniz şeyleri engelleyecektir.
GÜZEL KONUŞMA & DİKSİYON

Güzel ve etkili konuşmada
diksiyon (söyleniş – telaffuz - pronounciation) yani seslerin doğru çıkarılması
son derece önemlidir. Fonetik bilgisi seslerin çıkarılışını inceler. Diksiyon
ise buna ek olarak daha geniş bir kapsamda, ses organlarının doğru sesleri
çıkarabilecek şekilde eğitilmeleri üzerinde odaklanır. Bu yönüyle diksiyon
önemli ölçüde fonetiğe dayanır. Ancak biz bu bölümde konunun fonetik yönü
üzerinde ayrıntılı durmayacağız.
Türkiye’de seslerin
çıkarılmasında yörelere göre farklılık vardır. Ancak güzel seslendirmede daha
çok İstanbul ağzı esas alınır. Seslerin gerektiği gibi çıkarılabilmesi için ses
aletlerinin - gırtlaktan başlayarak dil, dudaklar, çene ve buruna kadar tüm ses
aletlerinin eğitilmesi gerekir.
İyi boğumlanma yani heceleri
netleştirerek seslendirebilmek için dudak tembelliğini ortadan kaldırmamız
gerekir. Sesleri ses organlarını abartılı kullanarak çıkaralım.
Diksiyon sesin güzel çıkmasını
ve sözlerin doğru seslendirilmesini amaçlayan sanatın adıdır. Diksiyon bu
yönüyle ses ve söz üzerinde odaklanmıştır. Sözün içeriğinin kodlanması yani
etkili iletişim diksiyon sanatının dışında kalan bir konudur.
Diksiyon bölümünde diksiyonun
temel öğeleri üzerinde durulmuştur. Bu öğeler söyleniş - fonetik, boğumlanma,
vurgu, durak ve ulamadan oluşmaktadır. Fonetik seslerin doğru çıkarılmasıyla
ilgilenen bir alandır. Boğumlanma, seslerin birbiri ardına tam ve tok şekilde
kaybolmadan çıkarılması alanıyla ilgilenir. Vurgu, söylemedeki monotonluğun
kırılmasını sağlayan, her dilde kendine özgü gelişen bir telaffuz konusudur.
Yazı noktalaması ve duraklarıyla konuşma noktalaması veya durakları birbirinden
farklı olabilmektedir. Durak bölümü, bu sorunun çözümünü amaçlamaktadır. Ulama
çalışmalarına gelince, bu çalışmalar kelimeler arasında uyumlu geçişler
sağlamayı amaçlamakta ve dilin doğal kurallarından yararlanmaktadır.
Söyleniş - Fonetik

Söyleniş bölümünde sesli ve
sessiz harfleri ayrı ayrı inceleyeceğiz. Türkçe’de 8 adet sesli ve 21 adet
sessiz harf vardır. Sesli harfleri "ünlü", sessiz harfleri de "ünsüz"
kelimesiyle tanımlayacağız. Türkçe’mizdeki ünlüler "a, e, ,i, i, o, ö, u, ü"den
oluşur. Ünsüzler ise "b, c, ç, d, f, g, g, h, j, k, l, m, n, p, r, s, s, t, v,
y, z" den oluşur.
Ses Organlarını Geliştirme :
Akciğerlerden çıkan hava
gırtlaktan geçerken ses tellerinde titreşimler oluşturur, bu titreşimlerle
gırtlak yapısına göre değişik şekillerde çok zayıf sesler oluşur.
Bu sesler diğer ses organlarıyla
yoğrulur, titreşimlerle rahatlıkla işitilebilecek kadar büyür ve kimlik kazanır.
Herkesin ses organlarının
yapısının farklılığı ölçüsünde farklı sesleri veya ses kimlikleri vardır. Burada
önce ses organlarımızın istediğimiz sesi çıkarabilecek yeteneğe ulaşmasını
sağlamalıyız.
Ses organlarının eğitimi
diksiyonun altyapısını oluşturur. Ses organları eğitimsiz olduğunda diksiyon
çalışmalarının her aşamasında tıkanıklıklar oluşacaktır. diksiyon çalışmalarının
kendisi de dolaylı şekilde ses organlarının gelişimine yol açar.
Dil :

Dilimiz ünlüleri hariç tutarsak
diğer tüm seslerin çıkarılmasında mutlaka kullandığımız çök önemli bir ses
organımızdır. "a,e,i,i,o,ö,u,ü" den oluşan ünlülerin dilimiz sabit dururken
seslendirilmeleri mümkündür. Sadece farklı ünlülerde çene ve ağız içinin aldığı
pozisyonun değişimine paralel olarak değişik pozisyonlar alabilir. Ancak dil
özellikle bazı seslerin çıkarılmasında en önemli fonksiyonları icra eder.
Dil ağız içinde çok rahat
hareket edebilmelidir. Dilin ön alt dişlerin köküne, ön alt dişlerin üst
bölümüne, ön üst dişlerin köküne, kıvrılarak üst dudağa dokunabilmesi gerekir.
Dilin ucu rahatlıkla kasılabilmeli ve kıvrılabilmelidir. Dilin ağız içinde sağ
ön ve arka yönde, sağ ve sol yönde veya ucundan kıvrılarak geriye doğru hareketi
rahat olabilmelidir.
Eğer dilimizin kaslarının
dilimize rahat bir şekilde hakim olmasını sağlayamazsak özellikle dilimizi
kullanarak çıkardığımız seslerin bozuk çıktığını görürüz. Değişik milletlerin
dillerindeki fonetik özellikler farklı dil yeteneklerini gerektirebilir. Örneğin
Japonca "tsu" sesi, İngilizce "the" sesi, Arapça'daki "peltek z" Türkçe
fonetiğinde bulunmaz. Bu sesleri çıkarabilmek için de o milletlerin fonetikleri
çerçevesinde dilimizi geliştirmemiz gerekir. Eğer dilimizin kullanımının genel
anlamda geliştirilmesini sağlamayı başarırsak, bu yeteneğimiz yabancı dil
öğrenirken "telaffuz- pronounciation" sorununu çok kolay asmamızı sağlayacaktır.

Türkçe'de dil tembelliğinin en
fazla olumsuz etkilediği sesler şunlardır: "c, ç, d, j, l, n, r, s, s, t, z"
Eğer bu seslerden herhangi birini çıkarmakta güçlük çekiyorsanız veya seste
boğukluk, oluşuyorsa dil egzersizleri üzerinde yoğunlaşmanız gerekecektir.
Sesin Çıkışını Düzeltme :
Güzel ve etkili konuşmada önemli
bir konu sesin mükemmel çıkışıdır. Sesin mükemmel çıkışı ses çıkışı ile nefesin
kullanımı arasında başarılı bir uyum oluşturulmasını gerektirir. Düzgün sesin
dört temel özelliği vardır. Bunlar sesin "işitilme düzeyi (yükseklik)", "sesin
hız düzeyi", "hoşa gitme/tini düzeyi", "değişirlik/bükümlülük düzeyi"nden
oluşmaktadır.
İşitilebilme-Yükseklik
Bazı insanların sesleri bir
metre mesafeden bile güçlükle duyulabilmektedir. Böyle bir sesle yapılan
konuşmanın anlaşılabilmesi son derece güçtür ve dinleyiciler dinlerken
psikolojik gerginlik içerisine girerler.
Ses dinleyiciler tarafından
işitilebilecek kadar yüksek olmalıdır. Normal ses kalabalık kitlenin en uzağına
ulaştırılacak kadar yüksek çıkmalıdır. Ancak yüksek ses bağırmaya
dönüşmemelidir. Bu anlamda eğer mikrofon kullanmıyorsanız özellikle konuşma
yaptığınız topluluğun büyüklüğüne dikkat etmelisiniz. Hemen yanınızdaki bir
arkadaşınıza 20 metre uzaktaki insana konuşur gibi konuşursanız sesin
yüksekliğini hatalı kullanmış olursunuz. Sesin yüksekliği salonun büyüklüğüne
göre ayarlanmalıdır. Ancak sesi yükseltirken "bağırma" tonu oluşturmamak çok
önemlidir.
Dikkat edin: Kaç kişilik bir
guruba konuşuyorsunuz? Salonunuz ne kadar geniş? Ortamda gürültü var mi? Sesiniz
20 metreden rahat duyulabiliyor mu? Yoksa mırıltı gibi mi çıkıyor? sesiniz
yükselince bağırmaya dönüşüyor mu? Uygun ses yüksekliği dinleyici kitlesini
tamamen ve rahatlıkla kuşatan sestir.
Ses yüksekliğimizi kontrol
edebildiğimiz taktirde dinleyicilerimizi de kontrol edebileceğiz:
Neden Her İnsanın Sesi Farklıdır ?

İnsan sesi, daha
doğrusu insan konuşması oluşurken katkıda bulunan o kadar çok şey vardır ki,
bunlar bir araya gelince iki insanın konuşmasının aynı olma ihtimali yok denecek
kadar azdır. Hatta her bireyin konuşması o kadar kendine özgüdür ki, telefonda
sesin alttan ve üstten belirli frekansları yok edilmesine rağmen, açar açmaz
'merhaba' deyişinden karşımızdaki kişiyi tanıyabiliriz.
Sesimizin
oluşmasının ana nedeni şüphesiz ses tellerimizdir. Ses tellerinin boyu sesimizin
kalınlığını belirler. Ne kadar uzun-salar ses o kadar ince çıkar. Kadınların
erkeklere göre avantajla-I n ses tellerinin daha uzun olmalarıdır. Tabii ki ses
tellerimiz sesimizin tınısını tek başlarına belirleyemezler. Dudağımız, dişle-P
rimiz, dilimiz olmasaydı ortaya anlaşılmaz rahatsız edici bir gürültü çıkardı.
Konuşurken nefes
veririz. Bu nefes konuşmanın karakteristiğini etkileyen en az 11 noktadan geçer.
Ayrıca kişinin karakteri, havanın akışı ve hızı, ağız ve dudak yapısı da
konuşmada etkin faktörlerdir. Ancak tüm konuşma olayının organizatörü beyindeki
bir bölgedir. Burada düşüncenin ana yapısı oluşturulur, kulak ve gözlerden gelen
sinyallerle birleştirilir ve boğaza sinyal olarak gönderilir.
Hayvanlarda ise
beyinde böyle bir bölge yoktur. Bazı papağan, muhabbet kuşu hatta karga
türlerinin konuşmaları onların ezberleme ve tekrar edebilme yetenekleridir.
Bilinçli bir konuşma söz konusu değildir. Genetik olarak insana en yakın olan
şempanzelerin bile dil ve damak yapıları nedeni ile insan gibi konuşmaları
mümkün değildir.
Dünyanın dört
bir yanında farklı lisanlar konuşuluyor ama tüm bu insanlar ağızlarında benzer
sesler çıkarıyorlar. Her iki dudakları ile 'P' ve 'B', dudak ve dişleri ile 'F'
ve 'V, dilin ön kısmı ile 'T' ve 'D', dilin arka kısmı ile de 'K' ve 'G'
seslerini çıkarıyorlar.
Dilin ilk
insanlarda, işbirliği daha doğrusu kültür ve bilgileri gelecek nesillere aktarma
ihtiyacından doğduğu sanılıyor. Günümüze kadar altı bin dil geliştirilmiş.
Dünyadaki bütün dillerin tek ortak yanı, en çok kullanılan kelimelerin daha az
sayıda harfle yazılmalarıdır. Altay dilleri ailesine giren Türkçe'mizde bazı
ilginç özellikler var. Bir kere cisimleri dişi ve erkek olarak ayırmıyoruz, ses
uyumu var ve bir ad veya fiil kökünden değişik eklerle yeni kelimeler
türetebiliyoruz.
İnsan yüzündeki kaş, göz, burun, ağız ve diğer şekillerin çok az fark göstermelerine rağmen hepsi birleşince nasıl bir insan diğerine benzemiyorsa, oluşumunda katkıda bulunan şeylerin çeşitliliği açısından konuşmamız da öyledir

Seslerin
Sınıflandırılması
Ses sanatçıların
işlenmiş ve yerleşmiş sesleri bir takım sınıflara ayrılır. Aynı sınıftaki
sesleri birbirine benzeyen tarafları olur. Bu benzeyişler genişlik, renk ve
hareketlilik bakımlarından olabilir. Her ses bağlı olduğu ses sınıfında olması
gereken ses genişliğine, renge ve özelliklere sahip olmalıdır..
Seslerin
Sınıflandırılması
Bu sınıflan
genel olarak şu şekilde sıralayabiliriz:
Erkek seslerinde
bas, bariton, tenor. Bu gruplarda bir takım ikinci derecede gruplara
ayrılırlar.Saadet tkesus’un ‘Ses Eğitimi ve Korunması” adlı eserinde ses
sınırlan aşağıdaki şekillerde belirlenmiştir.
Bas: En kalın erkek
sesidir. Bas proford, basbuffo ve yüksek bas olarak üçe ayrılırlar.
Bas profond: Sesin rengi
çok koyu, volümlü, pesleri kuvvetlidir. Çoğunlukla sahnede ciddi dramatik roller
söylerler.
Bas buffo: Renk bakımından
daha az zengindirler. Bas profond kadar kuvvetli değilse de ondan daha
hareketlidir.
Oyun
operalarının parlondoloranı, koleratuarlannı kolayca söyleyebilirler. Hemen her
zaman komik rollerde kullanılır.
Yüksek bas: Pesleri diğer
baslardan daha zayıftır. Buna karşı tizleri parlak ve rahattır. Baritona
yaklaşan sınır partilerinde bol tizleri olan bas partilerinde başarı
gösterirler.
BARİTON: Orta kalınlıktaki
erkek sesidir. 0 da üçe ayrılır.
-Dramatik bariton: Renk
bakımından yüksek bası andırır. Kuvvetli ve dramatik gücü olan bir sestir.
Karakter rollerinde, kahramanlık operalarında çok kabul gören bir sestir.
-Lyrik bariton: Renk
bakımından dramatik tenora yaklaşır, yumuşak tizleri, parlar, dramatik
baritondan daha hareketli bir sestir.
-Legger bariton: Lyrik
baritondan daha hareketli, daha hafif daha çok tenora benzeyen bir baritondur.
Fazla agilite isteyen İtalyan operalarında (Rossini, Donizetti) sik sık
kullanılır
TENOR: Erkeklerde az
rastlandığı için çok makbul bir ses cinsidir. Eğitimi çok dikkat ve sabır
isteyen bir sestir. Özelliklerine göre çeşitli sınıflara ayrılır
Dramatik tenor (THelden tenor):
Kahramanlık tenoru da denilen bu sesin genişliği ve rengi hemen hemen iyrik
baritona benzer Çok dayanıklılık ise kuvvet isteyen Wagner operalarının hemen
bütün önemli tenor partileri bu sesler için yazılmıştır. En iyi dramatik
tenorlara İsveç ve Norveçliler arasında rastlanır.
Lyrik tenor: Rengi daha
aydınlık ve daha yumuşak olan (Iyrik tenor hemen bütün İtalyan operalarının baş
erkek rollerini elinde tutar ve tizlerinin parlaklığı ile belirir.
Legger tenor: Üçlü do'nun
üzerindeki reye kadar çıkan bu hafif tenorlar kuvvetli olmaktan çok
hareketlidirler. Oratoryolarda eski oyun operalarında (Rossini, Donizetti) sık
sık görülürler.
Buffo tenor: Legger tenor
karakterinde. komik rollere pek uyan bir ses cinsidir.
Kadın seslerini
de üç ana gruba bölme yerinde olur. Kontralto, mezzosoprano,soprano
KONTRALTO: En kalın kadın
sesidir ve çok az bulunur. Peslerde erkek sesine benzer. Rengi koyu ve sıcaktır.
Oratoryo ve sahne kontraltosu diye ikiye ayrılır. Eğitimi en zor kadın sesidir.
Oratoryo Korıtraltosu:
Özel olarak eski eserlerin icrasında kullanılan çok renkli, çok zengin kuvvetli
ve ağır bir sestir.
Sahne kontraltosu: Renkli
kuvvetli, dramatik etkiye sahip bir sestir. Karakter rollerinde görülür.
Genç dramatik soprano:
Yüksek dramatik sopranodan daha yumuşak bir karaktere ve daha aydınlık bir renge
sahiptir. Daha hareketlidir. Hemen bütün İtalyan operalarındaki kahraman kadın
tipleri bu seslere verilmiştir.
Lyrik soprano: En çok
rastlanan soprano cinsidir. Yumuşaklığı ve tizlerinin berraklığı başlıca
özellikleridir.
Koleratür Soprano: En ince
sopranodur. Gırtlağın olağanüstü hareketliliğiyle birer ses cambazı gibidirler.
Dramatik veya iyrik olurlar. Dramatik koleratuarlar, ses ustalığının yanı sıra
zengin bir renk ve ses kuvvetine sahiptirler.
"Gayet az rastlanan makbul bir ses cinsidir. Küçük koleratur seslerine de koleratur subret denir. Oyun operalarında, operetlerde önemli roller alırlar"