

BELGESEL FİLMDE BİÇİM VE
TEKNİK

Belgesel senaryosu, öykülü film senaryosunun uygulama aşamasına benzemektedir.
Konunun içinde toplumsal referanslar bulunur.
Oluşum ve süreklilik konusu,
amaç ve konu ile yönetilmelidir.
Felsefi ifadeler bir yöntem olarak yapı ve uygulamada önemli bir rol
oynamaktadır. Eisenstein Ekim (Oktiabr)
filmine bu tarihsel özdek şeklinde
yaklaşmıştır. Yaşasın Meksika (Qua
Viva Mexico!) filminde de benzer
çizgiler görülmektedir. Diğer Rus
yönetmenlerinin çalışmalarının çoğu, aynı diyalektik temele bağlıdır fakat
onların çoğu, daha önce gördüğümüz gibi, karşıt kuvvetlerin buluşturulması ile
oluşturulan sentez temsilinde başarısız olmuşlardır.
Olgu, insan oluşumunun ifade sorunu ile yakından ilgilidir.
Eisenstein’ın Ekim filmi kitlenin diyalektiğidir;
Pudovkin’in St. Petersburg’un Sonu filmi kitlelerin bireysel ifadesinin
diyalektiğidir; Dovçenko’nun Earth
filmi ise doğal güçlerin diyalektiğidir.
Geçmişte film terimleriyle diyalektik yönteminin tamamen başarılı bir şekilde uygulanması örneği bulunmamaktadır. Ancak belgesel yöntem içinde bu konuda gelişim gözlenmektedir.
Belgesel yaklaşımda ortaya koyduğumuz tüm ilkeler, toplumsal ve ekonomik ilişkiler, belgeselde denetleyici kuvvetler olarak karşımıza çıkmaktadır. Konuda ortaya konan fikirler çok ender olarak gerçekler kadar önemlidir.
Yalnızca Doğalcılar’ın romantik geleneğinde ve Kıtasal Gerçekçiler’in yüzeysel ritimlerinde özdekçiliğin yerini idealizm alabilmiştir.

Daha önceki çözümlemelerde açıklandığı gibi,
1) Bir önerme,
2) Önermeden kaynaklanan bir karşıtlık, ve
3) Her ikisinin uzlaşması, söz konusudur.
Bunlar, 1) Tez (sav),
2) Antitez (karşısav) ve
3) Sentez (bileşim) olarak özetlenebilir.
Bütün diyalektik
kuram, bu formül üzerine kurulmuştur.
Çağdaş düşünürler, bu yöntemin modasının geçtiği iddiasında
bulunabilirler. Ancak film alanında
konu ve teknik oluşuma yaklaşım açısından, bu yönteme başvurmak olanaklıdır.
Diyalektik dram olarak bir çatışmadır ve filmin yapısını belirlemek
zorundadır. Yapım sırasında bu üç
olgu tekrar tekrar ortaya çıkar:
Film şeridinin temel kompozisyonunda (çerçeve ve çerçeve, çekim ve çekim, vb.
arasındaki çatışma), senfonik hareketin oluşturulmasında (karşılaştırmalı
ritimler), sesin düşsel kullanımında (üçüncü fikri oluşturmak için aynı anda
ifade edilen iki motif), sekansların yapısında ve kısaca bir bütün olarak filmin
yapısında.
Diyalektik yaklaşım,
belgeseldeki hareket çözümlemesini yönetir.
Ele alınan her işte, balıkçı ağlarının çekilmesinde, perçin yapılmasında,
karşıt kuvvetler vardır. İkinci
kuvvet, birincisinden ortaya çıkar ve onların çarpışması sonucunda sentez
sağlanır. Belgeselci, özdeğin bu
yorumlanmasını karakterine göre, şiirsel düşsel öğelere, dramatik gerilim ve
senfonik harekete göre oluşturur.
Ve tek bir sekanstan bütüne yayılabilecek bir yöntem ortaya çıkar.

Üretimin varolan koşulları
altında, bu ister propaganda, isterse kar amaçlı olsun, her ikisinde de,
doğruların sade ifadeleri biçiminde, diyalektik bir temel üzerinde belgeselin
gelişme olanağı vardır. İzleyici,
bu doğrultudan yola çıkarak kendi yargılarına ulaşacaktır.
Propagandacı bakış açısından bakıldığında, insanlar arasında, gerçekte
varolduğundan daha fazla toplumsal ve politik bilinçlilik öngörülmektedir.
Ancak diyalektik yaklaşım, kesin yargıları olmayan bir durumdur ve
yönetmen açısından, olumlu yargılarda bulunulmasını talep etmez.
Bu nedenle, bilinen propaganda eğiliminin dışına düşer.
Örneğin Wright’ın Batı Yerlileri ile ilgili filmlerinde, zencilerin
çalışma koşulları, muz taşıyıcılarının Batılı yöntemlerinin bilimsel mekanikliği
ile keskin bir rahatlık içinde verilmiştir.
Onun Seylan Türküsü filminde geleneksel yapı, dinsel törenler ve gündelik
yaşantının yerini, Batı’nın ticari yöntemlerinin talepleri ile kesişme içinde
yer almaktadır. Her iki durumda da,
tutum doğruların tarafsız olarak ortaya konması ile ifade edilir.
Aynı zamanda tüm kuramsal
çalışmaların yazılı senaryoya etkide bulunması gerekir.
Böylece çekim aşamasında karşılaşılabilecek sorunlar azalacaktır.
Eisenstein, Odesa Basamakları’nı görene kadar, o ünlü sekansını çekmeyi
düşünmemişti. Belgeselci de
senaryoya bağlı olmasının yanı sıra düşünce özgürlüğü içinde olmalı ve
çalışmalarını esnek bir tutumla sürdürmelidir.
Karşısına çıkabilecek olanakları değerlendirmesini bilmelidir.
BELGESEL FİLM TÜRLERİ
Simten Gündeş Öngören belgesel
filmlerin sınıflandırılmasında tarihsel gelişim ve içerik açısından iki ana
ayrımlama yapmıştır. Gerek tarihsel
gelişim açısından gerekse içerik açısından propaganda unsuru taşıyan belgesel
filmler II. Bölüm'de detaylı olarak incelenecektir.
A.Tarihsel Gelişim Açısından Belgesel Türleri

a)Keşif Yöntemli Belgesel Film Türü
Keşif yöntemli belgesel film
türü ya da kimi sinema kuramcılarının sınıflandırmasına göre öykü belgeselinin
ilk örneği olarak kabul edebileceğimiz ilk film Robert Flaherty’nin Nanook of
the North (Kuzeyli Nanook) filmidir.
Flaherty bu filmde geçmişle
gelecek arasındaki romantik ilişkiyi göstermiş, ilkel insanın, içinde yaşadığı
doğal çevreyle savaşını, uzlaşmasını ve varlığını göstermesini konu edinmiş,
gerçekte var olanı sağlıklı bir biçimde görüntülemiştir.
Keşif yöntemli film türünün
temel özellikler şunlardır:
-
Gerçek insanların yaşantıları günlük doğal çevreleri içinde
incelenmelidir.
-
Gerçek insanların davranışlarındaki doğallığı korumak, alıcının ilk
çekimde elde edeceği çekimlerle sağlanır.
-
Değişik kültürleri keşfetmek amacıyla yapılacak filmlerde önce bu
ülkelerle ve kültürleriyle ilgili yazılı kaynak araştırması yapılmalıdır.
-
Önceden ayrıntılı plan yapmaktan kaçınılmalıdır, çünkü çekim sırasında
daha önceden tasarlanamayacak sahneler ortaya çıkabilir.
-
Belgesel film, yapımcının konuya karşı duyduğu aşırı ilgi sonucunda
doğar.
-
Filmciler önceden gözlemleme sırasında değil, çekim ve kurgu esnasında
oluşturulur..
-
Alıcı çok önemlidir.
Yönetmen kendi gözü yerine alıcıdan yararlanmalı, böylece kendi gözüyle
göremediklerini görmek için her şeyi kaydetme yoluna gitmelidir.
-
Çekilen filmler birkaç kez izlenerek keşif yoluna gidilmeli ve gerçeğin
yeni görüntüsü çıkartılmaya çalışılmalıdır.
-
Alıcının görevi görsel notlar almaktır.
-
Filmde önceden gözlem, sonra seçme, ya da önce gözlem sonra sanat
yapılmalıdır.
-
Yönetmen, her şeyden önce alıcıdandır, bunun için her şeyi alıcısıyla
görüntülediği anda film yapmaya çalışmalı, kurgudan çok alıcıyı kullanmalıdır.
Bu yöntemle çekilen Flaherty
filmlerinden bazıları şunlardır:
Man of Aran, Lousiana Story, The Land.
b)Sinema Göz
Belgesel filmin gelişiminde en
önemli ve en büyük akımlardan biri 1917 Sovyet Devrimi sırasında ve hemen sonra
Dziga Vertov tarafından güncel film karelerinin kurgulanmasıyla elde edilen
haber filmlerinin ortaya çıkmasıdır.

Sinema-Göz kuramı çerçevesinde
meydana getirilen filmlerden bazıları:
Habersiz Yakalanan Yaşantı (Vertov-Kaufman), Dünyanın Altıda Biri
(Vertov), Alıcılı Adam (Vertov), Lenin’in Üç Şarkısı (Vertov)
Sinema-Göz kuramının bazı
özellikleri şunlardır:
-
Başkalarının çektikleri görüntüleri kurgulayarak, Sinema-Göz’ü
uygulamadan da film yapılabilir.
-
Sinema-Göz, yaşantıyı habersiz yakalamayı yadsıyabilir.
Buradaki seçimin ve pasifliğin yerine yaşantının bir parçası
olarak bazı tepkilerin oluşmasını sağlayarak etkin bir işlem görebilir.
-
Sinema-Göz her zaman belirli sahneye koyma uygulamalarını reddetmez.
Bu tür sahneye koymalar, trükajlar (hileler), kurgu ile elde edilen
etkiler, Alıcılı Adam filminde yer almaktadır.
-
Yaşantıyı habersiz yakalamak, kurguya başvurmadan da olasıdır.
Eğer insanın 8-10 dakikasını bir belge olması açısından yine 8-10 dakika
vermek gerekiyorsa öyle yapılır.
-
Sinema-Göz ile Radyo-Kulak birleştirilmesi, seslerin görüntülerle
birlikte alınmasını ve onlara uymasını gerektirmeyebilir, duruma göre sesler
görüntülerin dışında olabilir.
Vertov’un Sinema Göz Akımı’nın
ve buna dayanarak gelişen belgesel türün genel özellikleri şunlardır:
-
Temel amaç uluslar arası bir dil oluşturmaktır.
-
Sinemanın objektifi hareketliliği ile insan gözünden de daha iyi
kullanılarak her yerde, her şeye yönelebilir.
-
Çevrede olup bitenler tıpkı bir haber filmi gibi çoğunlukla önceden
hazırlık yapılmaksızın ve içine yorum katılmaksızın çekilmelidir.
-
Bu yöntemde kurgu çok önemli bir unsur olduğu için belgeselin asıl görevi
burada odaklanmaktadır; Sinema-Göz ile haber filmlerinin ayrımı da buradadır.
-
Filmin bütünlüğünü sağlamak amacıyla; tamamıyla nesnel bir biçimde
çekilen film parçaları kurgu sırasında uygun bağlantılarla birleştirilmelidir.
-
Bu yöntem, alıcı ve diğer gereçlerin, donanımın sağladığı teknik
olanakların özgürce kullanılmasını sağlamaktadır.
c)İngiliz Belge Okulu ve Grierson’un Belgesel Film Yaklaşımı
Flaherty’nin Industrial Britain
ve Man of Aran gibi belgesellerinden ve Sovyet filmlerinden etkilenen, temel
ilkelerini Grierson’un 1932 tarihli Küçük Manifesto’sundan alan İngiliz Belge
Okulu, çalışmalarında filmlerini bir yandan propaganda amacıyla kullanırken
diğer yandan sanatsal niteliklerini de başarıyla koruyabilmişlerdir.
İngiliz Belge Sineması’nın
örneklerinden bazıları: Balıkçı
Tekneleri (Grierson), Seylan Türküsü (Grierson), Gece Postası (Grierson),
Yükselen Gelgit (Rotha), Adolf Hitler’in Yaşamı (Rotha), Yemek Saati (Anstey),
Köy Kente Gidiyor (Wright)
Bu okulun temel ilkeleri şöyle
özetlenebilir:
-
Belgesel tüm gerçekliğiyle yaşanan sahneleri ve yaşam öyküsünü
görüntülemelidir.
-
Gerçek dünya görüntülenirken doğal oyuncular ve doğal sahne bir yol
gösterici olarak kullanılmalıdır.
-
Belgeselin gereçleri ve öyküleri de yaşamın içinden ve gerçek olurlarsa
yaratıcılık ortaya çıkar.
d)Kent Gerçekçiliği
1920’li yıllarda yapımcıların
yakın çevreleri ile ilgili gerçekleri görüntüleyip dramatik bir yapı içinde
sunmaları biçiminde ortaya çıkan bu belgesel türünün başlıca temsilcileri;
Haws Richter, Water Ruthmann, Alberto Cavalcanti, Jean Vigo, Henry Storck
ve Joris Ivens’tir.
Bu filmlerin en belirgin
özelliklerinden biri uyandırdığı senfonik etkidir.
Ruthmann’ın Şehir Senfonileri akımının ilk örneği Berlin filmidir.
Buradaki “Senfonik sözcüğü kendini tanımlayarak Ruthmann’ın ritme ve
biçime verdiği ilgiyi simgelemektedir.
Ruthmann bu filmde doğrudan insanla ilgilenmeden Berlin kenti yaşamından
bir günü Eisenstein’in kurgu tekniğinden yararlanarak
sergiliyordu.
Bu türe örnek teşkil edebilecek
filmlerden bazıları arasında Yalnızca Saatler (Cavalcanti), Nis Konusunda
(Kaufman-Vigo), Köprü (Ivens)
Kent gerçekçiliği, kent
senfonileri ya da senfonik belgesel filmlerin genel özellikleri şunlardır:
-
Bu tür belgesel filmler, şehir yaşantısı ve yakın çevreyle ilgili gerçek
olayları tüm yönleriyle sergilemeye çalışırlar.
-
İnsan, önem kazanarak canlı
bir biçimde kişisel yönleriyle ele alınır.
-
Kurgu senfonik görüntüyü sağlamakta büyük yer tutar.
e)Yeni Gerçekçi Akım
II. Dünya Savaşı sırasında savaş
filmleriyle birlikte yaygınlaşan ve örnekleri çoğalan bu türe ait yapımlar savaş
sonrasında önemli ölçüde azalmıştır.
Yeni Gerçekçilik Akımı, Fransız
doğalcılığı, Sovyet Toplumcu Sineması, İngiliz Belge Okulu’nun deneyimlerinden
beslenerek sinemadaki tüm gerçekçi akımların savaş sonrası toplumsal sorunlara
uygulanmasıyla ortaya çıkmıştır.

Türe kuramsal anlamda en büyük
katkıyı Cesaere Zavattini yapmıştır.
Roberto Rosellini, Vittorio de Sica, Luchino Visconti, Antonioni ve
Frederico Fellini Yeni Gerçekçilik Akımı’nın başlıca yönetmenleridir.
Yeni Gerçekçilik Akımı’na ait
filmlerden bazıları: Paisa
(Rosellini), Kaldırım Çocukları (Sica), Bisiklet Hırsızları (Sica), Yer
Sarsılıyor (Visconti)
Nasyonal Sosyalizm’in baskı
yönetimindeki yaşam, savaşa direnme eğilimi, karaborsa, işsizlik, gecekondu ve
güneydeki toprak sorunu gibi konular ele alınmıştır.
Türün temel özelliklerini maddeleştirirsek;
-
Toplumsal sorunlar önem kazanır
-
Bu sorunlar kendi doğal çevrelerinde insancıl ve dürüst bir biçimde ele
alınmaya çalışılır
-
Çoğunlukla aktör olmayan kişiler kullanılır
-
Bu tür filmlerde oyuncu kendi yaşamını özgünce canlandırmalı, söyleşileri
kendi içinden geldiği gibi yapmalıdır
-
Siyah-beyaz film kullanımı tercih edilir
-
Bu tür filmlerde sinema hileleri kullanılmamaya çalışılır
-
Yaşamın kendi doğal akışı dramatik yapıya uydurularak verilir
-
Anlatım filmin doğal akışı içinde yalındır.
f) Çağdaş Akımlar
1.Sinema Gerçek
Taşınabilir alıcı, canlı yayın
ve eşlemeli seslendirmenin kullanıldığı bir çevirim yöntemi olarak karşımıza
çıkan türün oluşumundaki temel faktör teknolojidir.
Oyuncu yerine gerçek insanlar kullanılmış, tabii mekanlarda, kimi zaman
önceden tasarlanmış bir senaryonun olmadığı çekimler yapılmıştır.
Dış etki ve yönlendirmeden mümkün mertebe uzak kalınmıştır.
1922-1924 yılları arasında Dziga
Vertov’un çevidiği bir dizi filmde türün ilk örnekleri verilmeye başlandı.
Vertov’un yöntemi 1960’larda ortaya çıkacak Sinema Verite’nin temelindeki
düşünceleri hazırlamıştır.
Başlıca özellikleri:
-
Doğrudan davranışı sergilediğinden söyleşilere önem verir.
-
Oynama eylemine tümüyle karşıdır.
Bu yüzden gerçek kişiler doğal davranışlarını sergiler, yönetmen
tarafından seçilmiş roller yapmazlar.
-
Taşınabilir araç-gerecin yardımıyla denetim dışı, o anda gerçekleşen
olaylar filme alınır.
-
Film yapımcısı teknik zorluklarla karşılaşmamalıdır. Bu yüzden her türlü
çekimi yapabileceği araç-gereçle donanmalıdır.
-
Alıcının görevi diğer sinema türlerinde olduğundan başkadır.
İnsan alıcıya değil, alıcı insana yönelir.
-
Tüm bu özgür ortam içinde film yapımcısı, bir muhabirin yerini alabilir.
-
Olayların gerçekliklerini yitirmemeleri için film yapımcısı ayrıca
kurgucu görevini de üstlenmelidir.
Böylece kurgu sonrası elde edilen film, olayın kendisiyle karşıtlık göstermez.
-
Kurgulama bir yeniden oluşturma süreci olduğuna göre, her şeye rağmen
kurgu sonrası film gerçekle kimi ayrılıklar gösterecektir.
Yine de film yapımcısı ön varsayım ve sınırlamalara gitmeden,
olabildiğince objektif davranmalıdır.
-
Müzik ve anlatı gibi izleyiciyi belli bir noktaya yönlendirecek
olgulardan kaçınılır.
Türün yönetmenleri:
Rouch, Franju ve Marker.
2.Özgür Sinema

Başlıca özellikleri:
-
Bağımsız, ufak çevirim takımlarının, taşınabilir alıcılarının ve ses
aygıtlarının kullanılması,
-
Günlük yaşamın kendi doğal akışı içinde kaydedilmesi, bunu yaparken de
çevirim koşullarının önemsiz sayılması.
Türe ait ilk örnek Anderson’un Düş Ülkesi filmidir.
Diğer bazı
örnekler: Birlikte (Lorenzo Mazzetti), Annem İzin Vermez (Reisz-Tony
Richardson).
3.Dolaysız Sinema
Önceden tasarlanıp hazırlanmış
öykü, stüdyo tekniği ve tanınmış oyuncu kullanımı yerine, gerçek öyküyü içeren,
taşınabilir araç gereçle görüntülenebilen ve toplumsal belge biçiminde
kurgulanan filmlerle, herkesin görebileceği bir yaşamdan parçalar sunuldu.
Özellikleri:
-
Güncel olayları kaydederken profesyonel tekniğin kullanılmasına izin
verilmez. Önemli olan olayın gerçekleştiği andaki görüntüsünün ve sesinin
kaydedilmesidir.
-
Olayın anında kaydedilmesi gerekliliği alıcı hareketlerinde ve ışık
kullanımında düzensizliğe neden olmaktadır.
-
Çalışmanın büyük bir kısmı doğaçlama yapıldığından önceden tasarlanıp
düzenlenmiş bir öykü, yani senaryo bulunmamaktadır.
-
Yönetmen ve alıcı yönetmenleri aynı kişilerdir.
-
Kurgu gerçek anlamında çok az kullanılır.
Yönetmen kurguyu çevirim sırasında oluşturmaya çalışır.
g) Propaganda Amaçlı Belgesel Filmler

1.Propaganda Amaçlı Tarihi Belgesel Filmler
Vertov’un etkisiyle Rus
devriminden sonra propaganda amaçlı tarihi filmler, yeniden düzenleme yöntemiyle
belgesel filmler içinde yeni bir
tür oluşturdu.
Devrimden sonra eksik film stoku
ve araç-gereçle çalışmak zorunda kalan belgeselciler özellikle kurgu alanında
yeni yöntemler bularak bu türü geliştirdiler.
Bu türün başlıca yönetmenleri:
Vsevolod Pudovkin, Sergei Mihailoviç Eisenstein ve Lev Kuleshov’dur.
2.Savaş Belgeselleri
Savaş belgesellerinin genel
amaçları üç madde altında toplanabilir:
-
Silahlı kuvvetler için eğitim ve moral verici film yapımı,
-
Savaş sırasında toplumun moralini yüksek tutmak ve ilerleyen savaşla
ilgili olarak toplumu bilgilendirmek,
-
Bir ülkeyi diğer ülkelerin çabalarından haberdar ederek, savaşın
kazanılmasına yönelik hareketi cesaretlendirmek.
Bu türün en çarpıcı ilk
örnekleri, 1933 yılında Alman Propaganda Bakanı Goebbels’in çabalarıyla
oluşturulan propaganda amaçlı belgesellerdir.
Hitler’in ideolojisine uygun bir
yapının oluşturulmasında temel taşlardan biri şüphesiz Leni Riefenstahl’in
“Azmin Zaferi” isimli filmidir.
Leni Riefenstahl, Azmin
Zaferi’nden sonra 1936 yılında Olympia filmini çekti.
1936 Olimpiyatları’na ait coşkulu fon üzerinde Nazi ruhunun işlendiği
film, görkemli görüntüler ve etkili bir kurguya sahipti.
B. Biçim ve İçerik Açısından
Belgesel Türleri
Simten Gündeş Öngören’in biçim
ve içerik bakımından yapmış olduğu sınırlandırmaya dahil olmayan Arkeoloji
Belgeseli, Yaratıcı Çalışmaları Konu Alan Belgesel ve Spor Belgeseli bu
çalışmada ayrı türler olarak incelenmiştir.
a) Gezi Belgeseli

Güncel olayların geçtiği veya
genellikle dünya üzerindeki fazla bilinmeyen bölgelerin tanıtımını yapan filmler
gezi belgeselidir. Bahsi geçen
bölgenin tam anlamıyla belgelenmesi ilkesine dayanır.
Bu nedenle konunun derinlemesine araştırılması ve göstermek yerine ne
olduğunu anlatmak ilkesinin uygulanması gerekir.
Belgelerde yer alan unsurların
anlatılması yerine ekibin bu bölgede yaşaması, gezmesi ve görmesi, değişik
zamanlarda o bölgede bulunması ve belgelemesi gerekir.
Bu sayede zaman kavramını anlatmak ve değişik zamanlarda o bölgenin
değişiminin gösterilmesi sağlanabilir.
Örnek olarak Bodrum ilçesinin belgeselinde, sadece kış mevsiminin
işlenmesi o bölgeyi yanlış veya eksik tanıtmak demektir.
Tanıtım, bilgi vermek ve
olayları yansıtmak amacıyla yapılırlar.
Tanıtılacak bölgenin en belirgin özellikleri vurgulanır.
Görüntü elemanlarına yardımcı olmak ve bir boyut kazandırmak amacıyla
oyuncu öğesi kullanılabilir.
Bölgenin görüntülenmesi, ses ve doğru renk unsurları önemlidir.
Günümüzde bu türde yapılan bazı belgesellerle ilgili olarak kişisel bir
eleştiri de eklemek gerekirse; bana göre çekim ekibinin gereğinden fazla
belgeselde yer almasına oldukça müsait yapımlar olduğunu söyleyebilirim.
b) Toplumsal Belgeseller
Toplum yaşamı ve geleceğiyle
ilgili sorunları tam bir sorumluluk bilinci içinde, yorum yapmadan ortaya koyan
belgesel film türüdür. Toplumsal
davranışların, eylemlerin ardındaki gerçekleri yasal sınırlar içerisinde
araştırarak, bu araştırmaların sonuçlarını belgelerle anlatma şeklidir.
Yüzeysel veya bölgesel tepkiler
konu olarak işlenirken, sanki bizim de veya sizin de başınıza gelebilir şeklinde
düşsel bir etki katılabilir.
Karşılaştırma yapılabilir.
Toplumsal belgesel filmler insan
ilişkilerindeki yüzeysel reaksiyonları ve büyüleyici görüşleri ilgi alanı
dahiline almaktadır.
c) Araştırma Belgeselleri
Araştırmanın konusunu,
araştırmacının ilgilendiği konuyu film aracılığıyla açık seçik bir yaklaşımla
sergilemeye çalıştığı, sanatsal yönü önem taşımayan, yalın ve dolaysız belgesel
film türüdür.
Bu belgesel film türünün en önde
gelen özellikleri kurgunun kullanılması, renkli çekimin önem kazanması,
yavaşlatılmış ve hızlandırılmış devinimlerin kullanılması ve alıcıyla elde
edilecek görüntünün anlaşılır olmasıdır.
Toplumsal devinim hayallerinin
ardındaki gerçeklere ışık tutan araştırma belgeselleri, belli bir örgütün, bir
grubun, bir kesimin bir gerçeği ayrı bir yapıda sunması kuşkusundan da yola
çıkarak, bu kuşkuları kanıtlamaya çalışabilir.
Belgesel filmin, pek sanat
değeri taşımayan araştırma belgesi türünde aşağıdaki iki noktanın dikkate
alınması gerekir:
1. Araştırma belgesellerinde
görüntünün anlaşılır olması için alıcının araştırmayı en iyi biçimde yansıtacak
bir noktaya ya da mekana yerleştirilmesi gerekmektedir.
2. Araştırma belgesellerinin
kimilerinde konuyu ayrıntılarıyla saptamak, kaydetmek amacıyla mikroskop,
teleskop, röntgen ve diğer teknik araç ve gereçler alıcıyla birlikte kullanılır.
Film bilgisayar animasyonlarıyla desteklenebilir.
Bu tür belgesellerde önce konu
tanıtılıp kavramlar tanımlanır.
Daha sonra sırasıyla tüm yeni bilgiler işlenerek ortaya konulur.

d) Bilimsel Belgesel
Genellikle bilimsel araştırma ve
bulguların sonuçlarını önceden tasarlanmış bir biçimde örneklendirerek
anlaşılması kolay bir durumda ortaya koyan belgesel türüdür.
Kurgu ve kurgu yardımıyla
açıklamanın önem kazanması, istenildiğinde çizgi ve canlandırmanın da
kullanılabilmesi ve bazılarının sanat niteliği taşıması gibi özellikleri bulunan
bilimsel belgeseller zaman zaman da eğitici nitelik taşırlar.
Açıklık ve bilgilendirme özelliği taşıyan bu belgesellerde belgeselcinin
öğrenme ortamı yaratmak gibi bir sorumluluğu da bulunmaktadır.
Okul içi ve okul dışı eğitime
yardımcı ders gereci işlevi de gördürülen ve bundan ötürü öğretici film adı
altında bilinen bu tür filmlerde;
1.
Eğitimin ilkelerine uyularak yaş ve bilgi düzeyi önceden belirlenen ve
bilinen izleyiciye uygun bir biçimde hazırlanır.
2.
Araştırma filmlerinin birçok özelliklerini kendinde taşır.
3.
İzleyicinin ilgisini çekmesi ve dikkatini canlı tutması gerekir.
4.
Açıklamalar görüntüler kadar önemlidir.
e) Haber Belgeseli
Haber niteliğindeki bir olayın,
sade ve olayın gelişim safhalarının değiştirilmeden direk verildiği
belgesellerdir. Günlük olaylardan
kaynaklanan belgelerin derlenerek derinlemesine bahsi geçen konunun
araştırılması ve ilgili belgelerin kaynak olarak ispatlanmasından yola çıkılarak
hazırlanır. Sonuç seyirciye
bırakılır, yorum yapılamaz.
Geleceğe yönelik varsayımlara da dikkat edilerek hazırlanır.
Gerçeklerin gizlemeden objektif
bir bakış açısıyla gözler önüne serildiği belgesel türüdür.
Haber belgeselinin bir amacı da toplumu oluşturan bireyler arasında sosyal bağların güçlenmesi ve bozulan bağların yeniden kurulmasıdır.
Haber belgeseli güncel olayları en kısa zaman ve yoldan anlatan iletişim
aracıdır.
Haber belgeselinin etkisi,
kullanılan gerçek belgelerle orantılıdır.
Eğitici bir amaç da içeren haber belgeseli, zekaya seslenir.
Belki bu nedenden insanları yönlendiren tüm görüşleri ortaya koymak
gerekir.
Haber belgeselinde karşı
görüşler de ayrıntılı bir biçimde yer almalıdır.
Genelde teknik kalite ve
sanatsal yorumlar aranmaz. Bahsi
geçen yerin veya kişinin tanınır olması, bilgi vermesi ve belge içermesi haber
belgeselinde kullanılması için yeterlidir.
f) Tarih Belgeseli

Tarih belgeselinde tarih
içerisindeki gerçeklerin doğruluğu ve anlamı önem kazanmaktadır.
Tarih belgesel filmlerinin amacı, tarihi gerçekleri doğruya uygun bir
biçimde yansıtarak değişik toplumların dününü aydınlatarak bugün ve gelecek için
alınması gereken kimi önlemlerle ilgili birtakım sonuçlar çıkarmaktadır.
g) Propaganda Belgeseli
Birey ya da toplulukların belli
bir görüş ya da amaç doğrultusunda etkilenebilecekleri biçimde bilgilendirilmesi
olarak niteleyebileceğimiz propaganda zamanla belgesel sinemanın temel
amaçlarından biri olmuştur.
Genel olarak tanıtma,
bilgilendirme, eğitim ve amaçlanan doğrultuda etkileme niteliklerini içeren
propaganda belgeselleri, geçmişte de görüldüğü gibi günümüzde de belgesellerin
önemli bir türü olmaktadır.
II. Dünya Savaşı ile büyük bir
patlama yapan propaganda belgesel filmleri önceleri eğitim amacıyla
kullanılırken daha sonraları içine hile ve saptırmaların katılmasıyla belgesel
niteliğini kaybederek yozlaşmıştır.
Özellikle televizyon alıcısı ve teypleriyle istendiğinde gerçeği değiştirebilme
yoluna gidilebildiği için bu tür filmler aracılığıyla değişik hileler
kullanılarak oluşturulmaya çalışılan gerçek dışı gerçekler zamanla değerini
yitirmiştir.
II. Dünya Savaşı’yla birlikte o
zamana kadar görülmeyen bir biçimde yaygınlaşan propaganda belgeselleri
genellikle; silahlı kuvvetlere
eğitici ve moral verici, halkın moralini pekiştirici ve savaşın ilerlemesi
konusunda halkı bilgilendirmeyi,
hedeflere ulaşmak için bir kesimi cesaretlendirmeyi ve diğerlerinin de
çabalarını haber vermeyi amaçlayan belgesel film türüdür.
h) Derleme Belgesel
Önceden yaşanmış olaylarla
ilgili elde bulunan belge ve filmlerin kurgu yardımıyla yeniden düzenlenerek
değişik bir anlayış içerisinde sunulmasıyla ortaya çıkan belgesel film türüdür.
Önceden çekilmiş belge
filmlerinin ve kurgunun önem kazandığı derleme belgeselleri, belgesel
filmcilerin kendi yaşadığı çağdan daha eski olayları, konu ve sorunları
izleyicilere kendi anlayışıyla iletmek amacıyla ortaya çıkar.
Belgeselci işlemek istediği
konu, sorun ve olayla ilgili daha önce çevrilmiş belgesel türdeki filmleri
araştırıp, inceleyip ayırarak,seçtiği parçaları yeni bir bütün oluşturmak üzere
bir araya getirir.
Çalışma alanı sınırlı olup
belgeselci, ancak daha önce ortaya çıkmış gereçleri ve malzemeleri yeni bir
anlayışla kullanarak istediklerini izleyiciye anlatmak zorundadır.
Belgeselci bu gereçleri
istediğini anlatmak amacıyla kullanmak için kurgunun tüm olanaklarından
yararlanır.
Derleme belgesel türüne
birleştirilmiş belgesel ismi de verilir.

i) Arkeoloji Belgeseli
Bilimsel araştırma belgeseli
konusuna giren ve arkeoloji konusu ele alan belgesel türüdür.
Günümüzde yaşamayan bir kültürden veya nesli tükenmiş bir canlıdan arta
kalan belgelerden yararlanılarak, bilimsel araştırma belgeselinin kullandığı
metotlara dayanarak hazırlanır.
Gerektiğinde animasyonlar kullanılır.
Arkeoloji belgesellerinin ayrı
bir dal olarak ele alınmasının nedeni, dünya belgeselcileri tarafından böyle bir
belgesel türünün benimsenmesinden kaynaklanmaktadır.
j) Yaratıcı Çalışmaları Konu Alan Belgeseller
Bu tür belgeseller çoğunlukla
sanatsal etkinlikleri kapsayan yaratma süreçlerini ele alırlar.
Bu sözgelimi bir heykelin yapımı olabilir:
Burada yaratıcının malzeme seçiminden başlanarak, ürünü tasarlaması ve
ortaya koyması süreci takip edilir
ve hikaye heykelin bir sergideki yerini alması ile noktalanabilir.
Bu tür belgesele örnek olarak Süha Arın’ın “Hüseyin Anka ile Sinan’ı
Yeniden Yorumlamak” adlı çalışması verilebilir. İlginç bir çalışma da Michael
Jackson’un “Thriller” parçası için hazırlanan video klipin yapım sürecini ele
alan “The Making of Thriller” adlı belgeselidir.
k) Spor Belgeseli
Bir spor dalının belgelere
dayanan tarihsel gelişimini konu alan filmlere spor belgeseli denebilir.
Bu belgesel türünde amaç spor dalının tanıtımını yaparken, kuralları,
çeşitleri ve turnuvaların özellikleri hakkında bilgi vermeye kadar geniş bir
yelpazeyi konu alır.
Bir sporcunun biyografisi spor
belgeseli sayılmasa da, sporcunun bir turnuvaya hazırlık safhaları ve turnuva
görüntüleri veya sporcu hakkında belgeler, röportajlar spor belgeselinin
konusudur.
Dünyada yapılan olimpiyat, dünya
şampiyonaları, turnuvaların baştan sona veya tarihsel gelişimini, hikayesini
anlatan ve gerek belgelere, eski röportajlara dayanan, gerekse turnuva sonrası
düşüncelerin yer aldığı röportajlara ve belgelere dayanan belgesel türüdür.