

Şan Eğitimin Amaçları

Şan eğitiminin ilke ve amaçları :
Şan eğitiminin ilkeleri, bu
eğitimin çeşitli disiplinlerle birlikte uygulanma gerekliliğinden dolayı, ilgili
olduğu anatomik, fizyolojik, fiziksel, eğitimsel, sanatsal (müziksel) ve
dilbilimsel özelliklere göre belirlenirler
" Düzenli bir solunumla, gırtlak
altı (subglottik) basınç çok iyi ayarlanmalıdır,
" Doğal ses oluşumuna aykırı
olmamalıdır,
" Ses bölgeleri (registerler)
iyi tanınmalı, yerine göre ve uygun olarak kullanılmalıdır,
" Ses, anatomik yapı
özelliklerinin dışındaki tonlarda zorlanmamalıdır,
" Artikülasyon, dilin
gereklerine uygun olarak oluşturulmalıdır,
" "Konuşur gibi" şarkı
söylenmelidir,
" Müziğin gerekleri yerine
getirilmelidir,
" Şan eğitiminin (temelden en
ileri düzeye kadar) her aşamasında eğitimcilik ve öğretmenlik mesleğinin
gereklerine uygun davranılmalıdır.
Şan eğitiminin genel amacı ise,
ilgili olduğu bilim dallarının gerekleri doğrultusunda; bireyin, konuşurken ve
şarkı söylerken sesini, anatomik ve fizyolojik yapısına en uygun olarak doğru ve
etkili bir biçimde kullanabilmesini, konuştuğu dilin ses bilim (fonetik)
özelliklerine uygun olan artikülasyon ve diksiyon alışkanlığını kazanabilmesini
sağlamaktır.

Şan eğitiminin yöntem (teknik)leri :
Şan eğitimi, içinde bulunduğu
müziğin sanat ve bilim özelliklerinden dolayı, kuramsal ve uygulama boyutlarıyla
bir bütündür. Bu bağlamda, şan eğitimi uygulamasının doğru olarak
gerçekleşebilmesi, onun kuramsal boyutunda bulunan bilimsel temeller ve
verilerin gerçeğe uygun olup olmadığının saptanmasına bağlıdır. Söz konusu
bilimsel temeller ve verilerin gerçeğe uygunluğu ise, şan eğitimi yöntem ve
tekniklerinin bilimsel yöntemlere uygunluğuna dayanır.
Şan eğitiminde yöntemler,
temelde aynı öğe, ilke ve amaçlara yönelik olarak ortak özellikler taşırken,
değişik ülkelerin dil ve müzik özelliklerine bağlı olarak farklılıklar
göstermekte ve ekol, tarz veya stil gibi adlar almaktadırlar.
Örn. İtalyan ekolü denilen şan
eğitimi tekniği, İngiltere'de dil ve müzik özelliği dikkate alınarak farklı,
Fransa'da farklı olarak uygulanmakta ve "İngiliz stili", "Fransız ekolü" diye
adlandırılmaktadır.
Bu bağlamda, Türkçe’ye uygun bir
şarkı söyleme ve şan metodu geliştirilerek Türk müzik eğitiminde, kullanılma
yerine göre "Türk şan tekniği" ve "Türkçe şan metodu" kavramlarının
yaygınlaştırılmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
Genel müzik eğitimi bağlamında, ses eğitiminin amaçları

İnsanın doğuştan beraberinde
getirdiği doğal çalgısı "ses"le ilgili doğru davranışlar kazanmak, (türü ve
düzeyi ne olursa olsun) müzik eğitiminde en önemli ve temel amaçlardandır.
İlköğretim kurumları müzik dersi öğretim programının, birinci ve ikinci devre
amaçlarında belirtildiği gibi öğrenciye, konuşurken, şiir okurken ve şarkı
söylerken sesini yormadan kullanabilmesi ve doğru kullanmayı alışkanlık haline
getirebilmesi, hedeflenmiştir.
Öte yandan herkesçe bilinen bir
gerçek vardır ki, müzik şarkı söylemekle başlar ve müziğin temel kaynağı da
budur. Müzik tarihinde bilinen ilk müzik aracı insan sesidir. İnsan sesi, ilk
çağlardan bu yana müziğin oluşmasında ilk çalgı olmuş, çağlar içinde gelişerek
bugünkü şarkı söyleme sanatı oluşmuştur.
İnsanın en önemli iletişim aracı
ve doğal çalgısı olan sesin, doğru alışkanlıklar kazanılarak kullanılıp
korunması, küçük yaşlarda başlayan bir ses eğitimiyle mümkündür. Yapılan
araştırmalar, yaşam düzeyinin yükselmesiyle birlikte, çocuk seslerinde belirgin
olarak ses hastalıklarının arttığını göstermektedir.
Yüksek sesle konuşma, oyun
oynama, çığlık ve bağırmalar televizyonların da etkisiyle, çocuklarda yanlış
konuşma alışkanlıklarına ve ses bozukluklarına neden olmaktadır.
Çocuklukta kazanılan yanlış
konuşma ve şarkı söyleme alışkanlıkları, gelişimini tamamlayamadan yitirilen
seslere neden olmaktadır. Bundan dolayı, özellikle genel müzik eğitimi verilen
kurumlarda ses eğitiminin önemi çok büyüktür.
Özetle, genel müzik eğitimi
verilen kurumlarda ses eğitimi; bireyin sağlıklı ses üreterek, doğru ve güzel
konuşma, doğru ve güzel şarkı söyleme, sesini doğru kullanma ve koruma
alışkanlığı kazandırılmasını amaçlar.

Vokal Egzersizleri
Vokal egzersizlerinin amacı,
şarkıcının sesini ısıtmak ve şan tekniğini geliştirmektir. Kolaydan başlayarak
zora doğru giden ses egzersizleri, nefesin denetim altına alınmasını, ses
organının ve ses kaslarının güçlenmesini, nüans yapabilme becerisinin ve tril
yapma yeteneğinin geliştirilmesini Sağlar.
Ses egzersizleri, bir konser
parçasını yorumlar gibi titizlikle söylenmelidir.
Bu çalışmalarla, göğüs
seslerinden kafa seslerine geçerken meydana gelen değişiklik, ortadan
kaldırılır. Geçiş tonları, diğer tonlarla aynı düzeye getirilir.
Ses egzersizi yaparken, yukarı
doğru çıkan ses dizisinin başlangıç sesi ile aşağı doğru inen ses dizisinin üst
sesi temel ses olarak düşünüldüğünde iniş ve çıkışlarda seslerin renk, tını ve
şiddetinin değişmemesi sağlanır.
Şarkı sanatının esası olan,
doğru ve düzenli nefes alma tekniği, bu egzersizlerle gelişir. Nefes alınıp
depolandıktan sonra, gırtlak kapatılmadan, diyafram yolu ile nefes tutma
alışkanlığı kazanılır. Ağızdan alınan nefesin, ciğerlere fazla depolanmasının
sakıncaları öğrenilir. Egzersiz yapılırken, çenenin ittirilmemesine dilin ucunun
düzgün bir şekilde alt dişlere dokunmasına, üst dudağın yukarı kaldırılmasına
özen gösterilir.
Ağzımız konuşurken nasıl hareket
ediyorsa, şarkı söylerken veya egzersiz yaparken de o şekilde olmalıdır.
Dudaklar ve dil ünlü ve ünsüzlerin oluşumunda büyük görev üstlenir. Egzersiz
yapılırken, dil kaldırmamaya dikkat etmek gerekir.
Şarkı söyleyen kişi, yumuşak
damağını yukarı kaldırmayı, çok iyi öğrenmek zorundadır. Damağın dişlere doğru
olan kısmı sert damak, arkada kalan kısmı ile yumuşak damaktır. Demek ki sesi
temele oturtmak için alt çene doğru bir şekilde aşağı çekilirken, damağın arkada
kalan kısmı olan yumuşak damak yukarı doğru kaldırılmalı..
Tıp'ta "Hastalık yoktur. Hasta
vardır." deyişi aynen ses eğitimi içinde geçerlidir.
Her sesin, kendine göre özelliği
bulunur. Tek bir metot veya teknikle, bütün sesleri eğitmek mümkün değildir. Bu
yüzden şan öğretmeninin, her öğrenciyi ayrı ayrı inceleyip gözlemleyerek,
izleyeceği yolu bulması, yerinde bir davranış olur.
Kısaca özetleyecek olursak, ses
egzersizleri yapılırken aşağıdaki noktalara dikkat etmek gerekir. Ancak bu
şekilde sağlıklı ses eğitiminin sonuçlarını elde edebiliriz.

1 Doğru ve düzgün diyafram
nefesi alınmalı.
2- Nefesin yeterince hava
içermesine, gırtlağın açık tutulmasına özen göstermeli, nefes kontrolü gırtlakla
değil, diyaframla yapılmalı.
3- Çene, doğal bir şekilde aşağı
çekilmeli.
4- Çene aşağı çekilirken,
yumuşak damağın (damağın arka kısmı) yükseltilmesine dikkat edilmeli.
5- Dudaklar ve dil doğru
kullanılmalı. Dilin ucu alt dişlere düzgün bir şekilde dokunmalı. Dil
kaldırılmamalı.
6- Nefesi diyaframa, sesi ise
göğüs ortasında bir yer olarak düşünülen temele oturtmalı. Ses asla bu temelden
koparılmamalı.
7- Egzersizlerde sesi, yukarı
çıkarken başlangıç notasına, aşağı inerken de en üst notaya dayandırmalı.
8- Egzersizler, rahat bir
pozisyonda yapılmalı.
9- Egzersiz sırasında sesi,
inebileceği en alt tondan, çıkabileceği en üst tona kadar rengini, tınısını ve
gücünü koruyabilmeli.
10-Şan öğrencisinin gerçek ses
tonu belli oluncaya kadar, güç egzersizlerden kaçınılmalı.
Ses egzersizlerine ne zaman başlamalı?
Ses egzersizlerine, erginlik
çağı tamamlandıktan sonra başlamak gerekir. Çünkü ses, ancak bu devreden sonra
gelişir. Bu, kızlarda 17-18 yaş arası, erkek çocuklarda ise 18-20 yaş arasında
olur. Bu yaşlardan daha erken, ses çalışmalarına başlamak, sesi bozabilir. Daha
önceden yorulmamış ve bozulmamış sesler, daha ileri yaşlarda şan çalışmalarına
başlayabilir.
Ses
Egzersizleri
Eğitim görmemiş bir sesin,
hakiki kalitesini anlamak oldukça zordur. Bu bakımdan, tenor olduğu kesin olarak
saptanmamış kimse, bariton kabul edilmeli. Aynı şekilde soprano da mezzo-soprano
olarak çalıştırılmalıdır. Çalışmalar ilerledikçe, sesin esas rengi ortaya çıkar.

Ses Egzersizleri
Yapılan her ses egzersizi bir
amaca yönelik olmalıdır. Gelişi güzel melodilerle, amaçsız yapılan egzersizlerin
hiçbir faydası yoktur. Amaç, sade ve uygun egzersizlerle, nefesin pürüzsüz ve
ölçülü olmasını sağlamak, diyaframın iyi kullanılmasını öğretmek, sesin
rezonansını sağlamak, registerleri yerine oturtarak sesleri birbirine
perçinlemek, parlak, dolgun sesler elde etmektir.
Ses egzersizleri, kolaydan zora
doğru ve amaçlara yönelik olmalıdır. Bu çalışmaları aşağıdaki şekilde
basamakları birbirine perçinleyerek olumlu sonuçlar almamız mümkündür.
1-
Ses eğitiminde birinci basamak, nefes eğitimi olmalı.
Nefes çalışmaları ile diyaframın kullanılması bir anda yürütülmelidir. Bunun
için öğrenci, derin nefes aldıktan sonra, havayı dişlerinin arasından tıslamak
sureti ile nefes vermeli ve havanın bir noktaya akacak şekilde toplandığını
düşünmelidir. Hava iyi kullanılırsa, uzun süreli tıslamalar elde edilebilir.
Tıslama esnasında, ses telleri hiçbir şekilde zorlanmamalı. Havanın dişler
arasından devamlı sızması ve diyafram çalışması dikkatle kontrol edilmelidir.
2-
Şan eğitiminde, nefes ve diyafram çalışmalarından sonra sıra tek tonların
söylenmesine gelir. Tonlar tam
sesle, zorlanmadan, bastırmadan söyletilmeli, seslerin rezonansa oturması
sağlanmalıdır. Oturan tonlardan sonra, yarımşar ton ilerleyerek veya gerileye
giderek çalışmalar sürdürülür. Öğrenciye devamlı, havayı düzenli bir şekilde,
bir noktaya doğru yöneltmesi, sesini rezonans boşluklarında büyütmesi ve
gırtlağını bir kuyu gibi açık tutması telkin edilir.
Tiz seslerin çıkartılmasını
sağlamak için öğrenciye; sanki ağzında sıcak bir lokma varmış da ağzı yanmasın
diye damağını kapatıyormuş gibi davranmasını söylemek iyi sonuç verir.
Tek tonlar, vokal ve konsonların
oluşturduğu hecelerle çalışarak artikülasyon yapılır ve diyafram çalıştırılır.
3-
Tek tonu çıkartmakta başarı sağlayan öğrenciye, küçük ses dizileri
söyletilebilir. Major gamın ilk
üç sesten kurulan dizisi, buna uygundur. Bu çalışma yapılırken tonlar birbirine
çok bağlı olmalıdır. Tize doğru karın hafifçe içeri çekilirken, egzersiz bitince
karın kasları gevşetilip bir an dinlenilir. Egzersize, rahat bir tondan
başlayarak yavaş yavaş yarımşar ton inceye çıkılır. Yeteri kadar inceye
çıkıldıktan sonra, bu kez yarımşar ton aşağıya inilmeye başlanır. Herhangi bir
tonun üzerinde pürüzlenme veya zorlanma olur veya sesi iyi tınlamazsa geriye
dönülerek aynı egzersiz yarım veya bir ton aşağıdan tekrar denenmelidir.
Egzersize rahat gelen bir tondan
başlanmalıdır. Önce U vokaliyle yapılan çalışmalarda daha sonra diğer vokaller
de denenir. İ ve E vokalleriyle yapılan çalışmalarda ses daha rezonanslı ve
parlak çıkar. Bu durum, şan öğrencisinin moralinin yükselmesine faydalı olur. A
vokali Çoğu kimsede dayanıksız ve donuk olur. Ancak aynı zamanla ve çalışarak
öteki vokaller kadar parlak olur, kolay çıkarılır.
Çalışma biraz daha ilerleyince
üç sesten major dizi iki defa tekrarlanarak egzersiz yapılır.
4-
Kapalı ağızla rezonans çalışması.
Sesin yerine oturması, rezonansın sağlanması için kapalı ağızla orta seslerde
yapılan ses egzersizleri faydalıdır. Kapalı ağızla seslerde M ve N konsonları
ile (sessiz harfleri) yapılan tınlama çalışmalarında fazla ses vermeden hafifçe
tınlamaya özen gösterilir. Bu şekilde, ağız ve burun boşluklarında oluşan ve
skala yükseldikçe alın boşluğuna geçen bir titreyiş hissedilir. Bu çalışma sesin
rezonans boşluklarına sağlıklı bir şekilde gönderilmesini sağlar.
5-
Çalışmalar ilerledikçe ton dizisi, tonikten beşliye kadar genişletilir.
Başlangıçta tonu, bütün egzersizlerde sesin cinsine göre değişir. Önce U sonra A
ve vokalleri ile daha sonra da iki defa tekrarlanarak yapılır. Vokallerin (sesli
harflerin) hepsine eşit parlaklık sağlamak için en iyi oturan vokalden hemen
sonra, daha az tınlayan bir vokalin getirilmesi denenebilir. Egzersizi daha
kolaylaştırmak için M, N veya S gibi tınlayan bir konsondan haydanılır..
Çalışma sırasında bütün tonların bağlı
kalmasına, vokallerin eşit renk tınlayışta olmalarına dikkat edilmelidir.
6-
Bir müddet sonra, bırbirine yakın seslerin egzersizlerine alışan şan öğrencisi,
daha geniş aralıklarla birbirinden ayrılan sesleri içeren egzersizlere
yöneltilir. Bu konudaki en
kolay egzersiz majör gamdaki tonik-üçlü-beşli dizisidir. Daha önceki
egzersizlerde yaptığımız gibi, derin nefes alıp havayı tembel hale getirdikten
sonra, U veya İ vokali ile egzersize başlanır.
Tizlere doğru karın kasları
toplanarak havayı yukarı itmeli ve damak biraz kubbelenmelidir. Bu egzersiz, her
sesin en kalın tonundan başlayarak, zorluk çekmeden çıkabileceği en ince tona
kadar yapılabilir. Ancak, zorlamadan kaçınmalıdır. Daha sonraki çalışmalarda bu
dizi oktavın da eklenmesi ile daha genişletilebilir. (Tizlere geçerken içeri
çekilen, pese geçerken gevşetilen karın kaslarının hareketi, öğürme sırasında
yapılan hareketle eşittir). Bu egzersizlerin başarı ile tamamlanmasından sonra
daha geniş aralıklı egzersizlere geçilir.
7-
Beşli atlamalar: Esas tondan
beşliye atlayarak tonu iyice oturttuktan sonra, sıra ile bütün tonları
söyleyerek aşağı inilir. İnerken sesin en tiz tondaki parlaklık ve rezonansı
korumasına dikkat etmelidir. Bu egzersizler U ve İ vokalleri ile yerine
oturtulduktan sonra A,E,O gibi diğer vokallerle uygulanır.
8-
Daha geniş aralıkları çalışmaya geçmeden aşağıdan yukarı çıkan geniş ton
dizilerini söylemek yerinde olur.
Derin nefes alıp havayı depo ettikten sonra sesi kafaya doğru yöneltmeliyiz.
Kalın seslerde biraz daha ağır söylenen bu egzersiz, daha hızlı bir tempoyla
söylenebilir.
9-
Büyük aralıklar. Geniş
aralıklardan en kolay söyleneni, oktav atlamalarıdır. Derin nefes alıp depo
ettikten sonra, pes tonu söyleyip gırtlağı tamamen gevşek bırakarak oktava
atlamalıdır. Oktavın yerine oturup oturmadığını anlamak için, aynı aralığı bir
daha tekrarlamak iyi sonuç verir. Oktav atlamalarında zorluk çekenlere, üst
tonla tınlayan bir sessiz harf (konson) kullanılmalıdır.
10- Staccato Çalışmaları: Diğer
egzersizlerle bir arada yürütülmelidir. Sesin tınlamasına özen gösterilmelidir.
Il-
Nüans çalışmaları: Orta sesler
üzerinde yapılan çalışmalar istenilen düzeye gelmeden, nüans çalışmalarına
başlanmamalıdır. Zamansız başlatılan nüans çalışmaları, hafif seslerin nefesten
koparak desteksiz söylenmesine, kuvvetli seslerin de bağırılarak çıkarılmasına
yol açar. Nüans egzersizleri daima nefesten kopmayan bir sesle yapılmalıdır.
Ses-nefes bağlantısı, en hafif
ve en kuvvetli seslerden korunmalıdır. Böylece, nefes desteğine dayanan en hafif
ses bile, salonun en uzak köşesindeki dinleyicinin kulağına ulaşabilecektir.
Nüans egzersizlerine geçerken, rezonans çalışmalarına da büyük önem
verilmelidir. Ancak bu şekilde, çok hafif sesler nefesten kopmadan
çıkarılabilir, en kuvvetli sesler de bağırmadan elde edilebilir..
İlk nüans egzersizlerine mf (orta
kuvvetli) ve mp (orta hafif) seslerle başlanır.
Çok hafif ve çok kuvvetli
seslere, adım adım yaklaşılır. Bu çalışmada ele alınacak küçük bir müzik
cümlesi, önce mf söylenmeli, sonra aynı teknik mp'ye dönüştürülmeli. Daha sonra,
sesin nefesten kopmamasına özen göstererek mp'den veya mf'den mp'ye geçişler ve
uygulamalar denenmelidir. Çalışmalar
ilerledikçe, bütün nüans biçimleri uygulanır. Şarkıcı, sesin: bir enstrümanın
ustalığı ile kullanmasını öğrenir.
12- Ses çalışmalarında değişik egzersizlerin uygulanması,
söyleyerek artikülasyon yapmak, bütün sesleri parlak tonlarda çıkarmak,
diyaframı çalıştırmak amacına yöneliktir.
13-Tiz seslerin çalışılması.
Şan çalışmalarına, sesin en rahat ve renkli olduğu tonlardan başlamak gerekir.
Bunlar da çoğunlukla orta seslerdir. Tiz ve pes tonlar çalışmalarla elde edilir.
Ancak, çok uzun zaman sadece orta sesler üzerinde çalışmak, sesi ağırlaştırır.
Bunun için, orta sesleri yeterince oturttuktan sonra, gayet dikkatle davranarak
tizlere ve peslere uzanmalıdır.
Çalışma sırasında sesin en son
sınırına ulaşan ve aynı yüksek sesi arka arkaya tekrarlatan egzersizlerden
kaçınmak yerinde olur. Sesin genişliği, yavaş yavaş yarımşar ton ilavesi ile
sağlanmalı, yeni kazanılan tonları yerine oturmadan, başka tonlara
geçilmemelidir. Yüksek seslerde çalışma yapıldıktan sonra, sesi daha fazla
yormamak için, hemen orta ve kalın seslere geçilerek çalışmanın sürdürülmesi
faydalı olur.
Yüksek seslere çıkılırken buna
paralel olarak ağız da açılmaya başlamalı, en tiz tonda en fazla açık halini
almalıdır. Ancak bu pozisyonda, tiz sesi çıkarırken, şarkıcının yüz ifadesinin
gerilmemesi ve kasılmamasına dikkat edilmelidir.
Tiz tonlarda çene, gevşek bir
şekilde aşağıya sarkmalıdır. Tiz tonu verirken, öğrencinin ayaklarının ucuna
kalkmaması, düzgün ve rahat bir pozisyonda durması sağlanır.
Tiz tonlarda ses mutlaka
diyaframa sağlam dayanmak zorundadır. Bunun yanında boğaz boşluğu, aşağı ve
içeri doğru genişlemeli, sanki sesi yutacakmış gibi bir pozisyon alınmalıdır.
Başın yukarıya doğru dik durması sesin çıkışını kolaylaştırır. Tizlerini
vokaliyle söylenmesi sese parlaklık ve kuvvet verir.
Tizlere yükselirken, özellikle
geçit tonlarında, damağı yuvarlak tutmak, geniz boşluğu da içeri doğru
yuvarlanmış bir boru gibi düşünmek tiz seslerde rahatlık Sağlar. Aralığın büyük
veya küçük oluşuna göre, karın yavaş yavaş veya birden bire içeri çekilir. Bu
pozisyonla diyaframın yükselmesi sağlanır. Diyafram yükseldiği anda hançere de
kolayca en yüksek ses pozisyonuna geçebilir.
Daha ilerlemiş öğrencilere,
oktav sıçramaları egzersizleri yaptırılabilir. Tizleri çok kısa sürede
kolaylaştıran bu egzersizler, başlangıçta muhakkak öğretmen kontrolünde
yapılmalıdır. Çünkü ses, göğüs registerinden veya orta sesten birdenbire kafa
registerine fırlayacaktır. Bu tiz sesin tamamen kafada ve metalik bir
parlaklıkta olması şarttır.
Bu egzersiz bir süre yapıldıktan
sonra, hemen dinlendirici egzersizlere geçilmelidir. Egzersizler, aralıksız ve
tek taraflı olmamalı, zor çalışmalardan sonra gevşetici egzersizlere yer
verilmelidir. Orta tizleri oturtmak için yukarıdaki egzersize küçük bir ilave
yapılır. Oktavlar çabuk söylendikten sonra beşli üzerinde durulur. Bu egzersizin
amacı tizlerde kafa tonunu beşliye mal etmektir. Bu daha çok kadın sesleri ve
tenorlar için yararlıdır. Bu çalışmadan sonra gam ve arpejler üzerinde
egzersizler yapılır.
14- Pes seslerin çalışılması.
Şan eğitiminde, sadece tiz seslerin zor elde edildiğine inanılır. Oysa kalın
seslerin elde edilmesi ve kalına geçerken geçit tonlarının
ortadan kaldırılması daha
zordur. Kalın sesleri elde etmek için en kolay ve en iyi yol, tizleri ve orta
sesleri iyi oturtmaktır. Tiz tonları sağlayan pozisyonlarda, ses telleri ne
kadar rahat ve krampsız olursa, tizlerden peslere geçişte o kadar kolay verimli
ve doğal olur. Kalın seslerde, nefesin göğse yaslanmasına ve sesin kafa
rezonansında tınlamasına dikkat edilmelidir.