Ana Sayfa
Group box BELGESEL YAPIMCILIĞI / YÖNETMENLİĞİ / KAMERA / KURGU / MONTAJ / SUNUCULUK / SESLENDİRME / SENARYO  / ÇİZGİFİLM / 3D ANİMASYON / FOTOĞRAFÇILIK / TV PROGRAM YAPIMCILIĞI 
KURSLARIMIZA KATILMAK / ÇALIŞMALAR İÇERİSİNDE BULUNMAK İÇİN:

TÜRKİYE’DE YEREL BASIN

 

YEREL BASINI TEŞVİK EDEN ETKENLER

Toplum yaşamında, yerel gazetelerin çok önemli işlevleri vardır. Bu gazeteler yayımlandıkları kentlerin, hatta ilçelerin insanlarıyla iç içedir, hatta onlardan bir parçadır. O kentin bütün sorunları içinde yoğrulmakta ve okur-gazete ilişkisi çoğu kez, aile yakınlığı ve ilişkileri boyutlarına kadar varmaktadır. Ulusal gazetelerin bir türlü ulaşamadıkları noktalar bunlardır.

 

Bugün Türkiye’de yerel basını teşvik eden etkenlere baktığımızda ilk nedenlerden biri olarak karşımıza ekonomik faktör ortaya çıkar. Bazı Anadolu illerinde veya ilçelerinde, sadece ilan, resmi ilan veya reklam alabilmek için kurulmuş olan basın işletmeleri bulunmaktadır. Bunlar çoğu zaman gazetecilik ilkelerine ve etiğine uygun bir şekilde çalışmamakta, kentte bazen bir siyasi parti veya başka bir kuruluşun bir sermaye grubunun etkisi altında kalarak iş görmektedirler. Bu şartlarda oluşmuş olan bir basın kuruluşu da şüphe götürmez ki gazetecilik işlevinden çok, bir ticarethane pozisyonuna düşmekte ve diğer unsurlardan kendisini soyutlamaktadır.

 

Yerel basını teşvik eden etkenler arasındaki ekonomik unsurlara kısaca bir açıklama getirdik fakat yerel basın sadece bu faktörlerden etkilenerek oluşmuyor. Bu nedenlerle yerel basın çeşitli ülkelerde değişik etkenler nedeniyle doğup gelişmiştir. Bu etkenleri şöyle sıralamak mümkündür:

 

a) Coğrafya: Birçok ülkede geniş toprak alanları yerel basının doğuş nedeni olmuştur. Uzaklık içine kapanmanın, sorunlara yerel çözümler aramanın nedenlerinden biridir. Birey yaşam hırsını, tutkusunu, kendi kurmak zorunda olduğu küçük dünyada tatmin etme yoluna gitmiş, iletişim gereksinimini de kendi çözümlemiştir. Bu arada uzaklığın yanı sıra ülkelerin topografik yapılarındaki olumsuzluklar da yerel basının gelişmesinde olumlu katkılarda bulunmuştur. Geçit vermez yüksek dağların, ABD’de kablolu televizyonun gelişmesini nasıl körüklediği bilinen bir gerçektir.

 

b) Ekonomi: Türkiye’de de son yıllarda belgelendiği gibi, ekonomik gelişme yerel basını teşvik hatta deyim yerindeyse tahrik etmektedir. Gelişen ekonomiler iletişim gereksinimini körüklemekte, satın alma gücünün yükselmesi tirajları arttırmakta, artan tirajlar da yeni ürünlerin tanıtılmasında aracı olmaktadır. Bursa, Adana, Kocaeli, Sakarya, Gaziantep, vs. gibi ekonomik açıdan gelişmiş kentlerde, içerik ve kalite açılarından ulusal basını aratmayacak gazetelerin yayımlanmakta olduğu herkes tarafından bilinmektedir.

 

c) Siyaset: Yerel gazete yayımlanmasını teşvik eden etkenlerin en önemlilerinden biri de siyasal görüş ayrılıklarıdır. Belirli kişi ve gruplar yörede kendi siyasal görüşlerini yaymak amacıyla gazete yayımlamakta ya da daha önce yayımlanmakta olan gazeteler belirli görüşlere angaje olmaktadır.

 

Ülkede demokratik yaşamın yerleşmesi için gerekli olan bu tür davranışlar militanlığa varmadığı sürece sağduyuyla karşılanmaktadır. Çoğulcu demokrasilerin en önemli koşulu, siyasal görüşlerin, dolayısıyla siyasal partilerin varlığıdır. Yerel düzeyde, çeşitli siyasal görüşleri yansıtan gazeteler de bu açıdan demokrasinin yerleşmesine katkıda bulunmaktadırlar.

 

d) Bölgecilik: Yerel basını bir ölçüde teşvik edenlerden biri de bölgeciliktir. Belirli yöre ve bölgelerin komşularıyla ekonomik rekabetleri toplumsal sonuçlar da doğurmaktadır. Bu açıdan gazeteler, yöresel ve bölgesel rekabeti körüklerken, gerçekleştirdikleri iletişimle de ekonomik atılım ve uygulamalar için gerekli verileri sağlamaktadır. Bu alanda spor klüpleri ve onlara ilişkin haberlerle doldurulmuş spor sayfaları da bölgesel rekabet ve gururun birer simgesi olmaktadırlar.

 

e) Kültürel Farklılık: Kültürel farklılık birçok ülkede yerel gazeteciliğin gelişmesini adeta zorlamıştır. Gelenek ve göreneklerini kaybetmek istemeyen, bunları aksine gelecek nesillere aktarmak isteyen bireyler bu yolda en kolay çözüm olarak gazete yayımlamayı görmektedirler. Gazete, kitaba oranla daha pratik bir araç olduğu için de az ya da orta derece eğitilmiş topluluklar tarafından yeğlenmektedir. Böylece kültürel değerlerini kaybetmemeye çalışan kişiler bu amaçla çıkarılan gazete ve dergilere özel bir ilgi duymaktadırlar.

 

f) Etnik Farklılık: Türkiye’de yerel basın, yöredeki sorunları Devlete, Devletin hizmetlerini de vatandaşa duyuran, Atatürk ilkelerini, ülkenin bölünmez bütünlüğünü, laik Cumhuriyeti, demokratik parlamenter rejimi daima korumuş ve savunmuş bir yapıyla bu gün de hizmetini ve görevini yürütmektedir.

 

Ancak etnik farklılık yine yerel, yöresel gazeteciliğin ortaya çıkış nedenlerinden biridir. Ülke bütünlüğüne saygılı yurttaşların, salt kökenleri nedeniyle belirli değerlere sahip olmaları ve bunları ısrarla sakınmaları bir çok ülkede merkezi hükümet tarafından gösterilen hoşgörünün yanı sıra desteklenmektedir de.

 

g) Okuma Alışkanlığı: Okuma alışkanlığı ülkeden ülkeye, ulustan ulusa değişmektedir. Düzeyli bir eğitimle pekiştirilen bu alışkanlık, bir çok ülkede çok sayıda çeşitli yayının ortaya çıkmasına ve en önemlisi bunların yaşamasına neden olmaktadır. Ekonomik güç, okuma alışkanlığının bir nedeni değildir. Bu bir devlet politikasıdır. Bir çok ülkede Devlet, çalışanına okuyacak bir şeyler satın alması halinde zorlanmayacak düzeyde ücretler ödemekte ya da doğrudan ve dolaylı bir biçimde destek yöntemleriyle vatandaşların kültür değerlerini paylaşmasını sağlamaktadır. Bu nedenle yabancı ülkelerin bir çoğunda çeşitli gazete ve dergilerin yanı sıra yerel ve yöresel yayınlarda çok kolayca müşteri bulabilmektedir.

 

h) Teknolojik Gelişme: Teknolojik gelişme, özellikle kitle iletişim araçlarının üretiminde büyük kolaylıklar sağlamıştır. Dolayısıyla iletişime ilgi, elde olmayan nedenlerle ertelenememektedir. Yazı, dizgi, baskı teknik ve yöntemleri bir yandan kolaylaşırken bir yandan da yaygınlaşmıştır. Gazete sabahın erken saatlerinde gerekli haberlerle okuyucuya sunulmakta, isteyen artık bilgisayar ve yazıcısı sayesinde “gazete” basabilmektedir. Türkiye’de bile hemen her ilçenin birkaç radyosu, her ilin ise bir-iki televizyonu bulunmaktadır. Bu gelişmeler de, yerel ve yöresel basına olumlu katkılar sağlamıştır.

 

i) Ürünlerde Farklılaşma: Farklı bir şey üretme, değişik bir ürün ortaya çıkarma insanın doğal dürtüsüdür. Özellikle çeşitlilik, üretimde aranan bir niteliktir. Bireylerin değişik uygulamalar ve görüşler hakkında bilgi sahibi olarak belirli kararlara varmaları demokrasilerde her zaman gerçekleştirilemeyen ancak arzulanan bir uygulamadır. Bu etken de özellikle yerel basında görülmektedir. Özellikle Türkiye’de bir çok il ve ilçede umulmayan sayıda gazete yayımlanmaktadır. Yerel gazete sahip ve yöneticilerine sık sık birleşmeleri, sermayelerini katarak teknik ve içerik açılarından daha kaliteli gazeteler çıkarmaları önerilmesine rağmen bu gerçekleştirilmemektedir.

 

            Bu karşı çıkmaya gerekçe olarak da, çok sesliliğin ülkeye tek seslilikten ya da az seslilikten daha yararlı olduğu gösterilmektedir.

 

 

            YEREL BASININ TEMEL ÖZELLİKLERİ

            Türkiye’de yerel basın vilayet gazeteleri adıyla 1960’lardan sonra oluşmaya başlamış, Kurtuluş Savaşını aşıp günümüze kadar varlığını sürdürmüştür. Cumhuriyet tarihi boyunca görünüm olarak ulusal basının gölgesinde kalmış ve bu çaresizliğiyle gündeme gelmiştir. Genel olarak yerel basının özelliklerini açıklayacak olursak, basının demokrasiyle ilişkisine değinmek yerinde olacaktır.

 

            Yerel yönetimler demokrasinin ilk basamağıdır. Halk, kendini yönetenlerin hatalarını, başarılarını, başarısızlıklarını yerel basından doğrudan doğruya daha yakından öğrenme hakkına sahiptir. Bu hakkı yerine getirecek olan da yerel basındır. Yerel yönetimler nasıl demokrasinin ilk basamağı ve çekirdeğiyse, yerel basın da demokrasinin sağlıklı işlemesi göreviyle yükümlü, basın içinde basının özü, çekirdeğidir.

 

            Yerel basın, bölgenin ve bölgede yaşayanların her türlü sorununu ve bu sorunların karşısında üretilebilecek çözüm önerilerini gündeme getiren, tartışan, yerel yönetimle merkezi yönetim arasında köprü işlevi gören, halkın gözü kulağı olduğu kadar yerel yönetimin dili de olabilen bir işleyişle kişilerin küreselleşme girdabından biraz olsun alıkoymaktadır. Aslında yerel basın bir yönüyle ülke basınına malzeme sağlamakta, onları uyarıcı görevler görmekte, onlara yardımcı olmaktadır.

 

            Anadolu’da yerel basının bir bölümü miras yoluyla babadan oğla geçen gazetelerden oluşur. Bu gruptakiler çağdaş teknolojiye kendini uyarlayamamış, eski yöntemlerle dizilip basılan, iki ya da üç kişinin çalıştığı 50-150 arasında satışı olan, resmi ilan gelirleri ve matbaalarda yapılan bölüm ise ofset basılan, bazıları da bölgesel olan gazetelerdir. Önceleri Babıali sermayesi tarafından satın alınan yada kurulan bu gazeteler daha sonra yerel sermayenin eline geçmiştir. Örnek olarak Adana, Bursa, Kocaeli, Sakarya, Konya ve Trabzon’da yayımlanan bazı gazeteler gösterilebilir. Bu gazeteler sahip oldukları teknoloji ve ulaştıkları yüksek tirajlarla kamuoyu yaratmakta etkin bir rol oynamakta, zaman zaman da ekonomik ve siyasal baskı aracı olarak kullanılmaktadır.

 

            Türkiye gibi büyük bir ülkede yerel basın güç bulamamış, Cumhuriyetin ilk yıllarında önem kazandığı halde, daha sonraki yıllarda bu gücünü kaybetmiştir. Bunun birden fazla nedeni bulunmaktadır. Bunların hemen hemen tamamı ekonomik bir kökene dayanmaktadır.

 

            Günümüzde yerel basının güç kazanması, yerel yönetimlerin siyasal ve ekonomik açıdan güçlendirilmesi önerilerini ortaya çıkardı. Yerel basının da bu düzenlemelerden yararlanıp mülki idarelerin ve sosyal kurumların çalışmalarını yakından takip etmesi görevini üstlenmesiyle özellikle demokrasi açısından olumlu gelişmeler doğuracağı fikri ortaya atıldı. Böylece hem yerel basının dar etki alanı genişleyecek, hem yerel basın enformasyon akışını güçlendirecek, hem de yerel yönetimlerin dili olacaktır düşüncesi genel kabul görmektedir.

 

            Türkiye’de yayımlanan gazetelerin genel anlamda tirajlarına bakacak olursak, yayımlanan yerel gazetelerin tahmini sayısı 1700’e yakındır.

 

            Bu yerel gazetelerin toplam tirajlarının 70.000’i aştığı ileri sürülmektedir. Ancak bazı çevreler, yerel gazeteler tarafından, resmi makamlara bildirilen tiraj sayılarının gerçekleri yansıtmadığını, bu sayıların resmi ilan olma kaygısıyla abartılı gösterildiğini söylemektedirler.

 

            Ancak buna rağmen bu tiraj Avrupa’nın en gelişmiş ülkesi olan, nüfusu 80 milyonu bulan Almanya’nın yerel gazeteleriyle karşılaştırıldığında ortaya büyük fark çıkmaktadır.

           

            Almanya genelinde 414 yayın evi tarafından 1617 gazete basılmaktadır. Bu gazetelerin toplam tirajı 30 milyon adettir. Bunlardan 20 milyon adedi yerel gazetelerin tirajını oluşturmaktadır.

 

            Yerel olarak Türkiye’deki gazetecilik olgusunun gösterdiği özellikler, dünyadaki dengesiz haberleşme olgusundan pek soyutlanamaz. Gelişmiş ülkelerden az gelişmiş ülkelere doğru hızlı ve devamlı haber akışı yanında, az gelişmişlerden gelişmişlere doğru haber akış hızının düşük ve sürekli olmayışını vurgulayan dengesiz haberleşme, Türkiye’de şimdiye kadar belirlenen nitelikler göz önüne alındığında, açık seçik olarak kendini gösterebilmektedir.

 

            Türkiye’nin gelişmiş yönleri ile az gelişmiş yönlerinde gazeteciliğin gelişme düzeyi haber alışverişi, baskı dağıtım olanakları, resmi ve özel ilan ve reklam alabilme bakımından görülenler, dengesiz haberleşmenin en önemli ve tipik belirtileridir. Bir yanda en ileri dizgi ve baskı yöntemleri, haber değerlendirmesi bulunurken, diğer yanda haber malzemesi bulma güçlüğü çekilmekte, dizgi ve baskı oldukça eskimiş yöntemlerle yapılmaktadır. Basılan gazetelerin dağıtımı, ilan ve reklamların gerek kamu gerekse girişimden temininde büyük zorluklar bulunmaktadır.

 

            Türkiye’deki yerel gazetelerin tipik özelliklerinden biri de bazı gazeteler kapanırken, bazı yeni gazeteler yayınlanmaya başlayabilmektedir. Siyasal ortamın  gergin, tansiyonun yüksek olduğu dönemlerde Anadolu’da yayınlanan gazete sayılarında artış gözlenebilmektedir. Böyle bir ortam içinde yayına giren gazeteler, fazla uzun ömürlü olamamaktadırlar. Yalnız uzun yıllardır tirajı az olmakla birlikte yayınlanmaya devam eden gazetelerde bulunmaktadır.

 

            Anadolu’da yayınlanan yerel gazetelerin yayın süreleri, siyasal ortamlardan etkilenmelere göre değişmektedir. Kimisi siyasal ortama ve ekonomik koşullara rağmen ayakta kalabilmekte ve yayın hayatlarını sürdürmektedir. Gazetelerin ayakta kalanlarının çoğu da gazete yayınından başka, diğer ticari matbaa işlerinden de para  kazanmaları gazete yayınlarının devamlılığını sağlamaktadır. Ancak, ayakta kalabilmeyi bu şekilde başarabilen gazeteler çoğu zaman yaygın basının gölgesinde kalmakta ve çoğu zaman da onlara malzeme sunmaktadır.

 

            Yerel basın bugünkü gibi yaygın basının çalışanı durumundan oldukça demokratikleşme sürecinde doğrudan ve etkin biçimde söz sahibi olamamaktadır.  Yaygın basınla ilişkisini alt üst ilişkisinden öteye götüremeyen yerel gazeteler kendi kabuğu içine çekilmiş, özel ve önemli bir konumu olmamış durumda, sadece yayın hayatlarını devam ettirebilmeye çalışmışlardır.             



TÜRKİYE’DE YEREL BASININ SORUNLARI

 

            Yerel basının gelişmiş olması ve güçlenmesi, yerel iletişimi arttırmakta, bu iletişim yerel yönetimi etkilemekte, bu  da yerel demokrasinin, yerel demokratik yönetimin güçlenmesine ve halk tarafından benimsenmesine yardımcı olmaktadır.

 

            Çağdaş ve demokratik iletişim kavramları açısından az gelişmişlik sürecini yaşamakta olan Türkiye’de yerel basının sorunları, yaygın basının sorunlarına, bir çok yönde benzer özellikler göstermektedir. Gazete okuma oranının düşük olması, halkın isteklerine cevap verilmemesi, yetersiz tirajlar, teknolojilerden akılcı bir biçimde yararlanılamaması, niteliksiz işçi çalıştırılması, çalışanların eğitimine önem verilmemesi, satışı arttırmak için içerik iyileştirmesi yerine magazin haberlerinden ve promosyon kampanyalarından medet umulması, günümüzde yerel basının da gelişmesini, iyileşmesini önleyen temel etkenlerdir. Buna devlet kurum ve kuruluşlarının yerel basına yönelik ilgi eksikliği eklenince, yerel basın yıllardır, kendisine değer verilmeyen, ciddiye alınmayan, sorunlarına çözüm üretilmeyen bir konumda kalmıştır.

 

            Haber toplamak, haberi basmak ve bu basılan haberleri kitleye duyurabilmek için oluşmuş gazeteler ayakta kalabilmek için yeterli maddi güce ihtiyaç duymaktadır. Bugün Türkiye’de ulusal çapta yayın yapan gazeteler için ekonomik sorunlar yerel basına nazaran pek kendisini hissettirmemektedir. Ancak, Atatürk’ün “Fazilet Adaları” olarak nitelendirdiği yerel basınımız için sorunların başında ekonomik sıkıntılar gelmektedir. Maddi sıkıntı içerisinde olan gazeteler diğer konularda da sıkıntı çekmeye başlayacaktır. Maddi sıkıntı çeken gazete, tecrübeli ve eğitimli eleman çalıştıramayacak, bu da gazetenin içerik olarak kalitesizleşmesine neden olacaktır. Bu örneği çoğaltmak mümkündür.

 

            Bugün ekonomik sıkıntı içerisinde olan gazete sahiplerinin en önemli şikayetleri: resmi ilan pastasından yeterince pay alamamak, ticari ilan ve reklam yetersizliği, gazetenin ham maddesi olan kağıdı temin etme zorluğu, tiraj sorunu ve devletin yerel gazeteleri yeteri kadar desteklemediğidir.

 

            Türkiye’de yerel basınla ilgili yapılan toplantıların, hemen hemen hepsinde gazete sahipleri ve çalışanları tarafından dile getirilen sıkıntıların başında bunlar gelmektedir. Bu sıkıntılara baktığımızda sorunların genelde ekonomik alanda olduğu görülmektedir. Ancak Türkiye’deki yerel gazetelerin sadece bu sorunları var demek yanlış olur. Yerel gazetelerin diğer konularda da bu saydığımız sorunları aratmayacak ölçülerde sıkıntıları ve eksiklikleri bulunmaktadır. Eğitimli eleman eksikliği, teknolojik alanda yetersizlik, halkın yerel gazeteyi yeterince benimsememesi, haber akışının ve sunumunun tatmin edici düzeyde olmaması gibi konularda da yerel gazeteler oldukça sıkıntılıdır.

 

            Bugün Anadolu’daki yerel basın, haber malzemesi bulma bakımından büyük zorluklar içindedir. Bulsa bile bunu değerlendirecek elemanı yoktur. Haber ajanslarının yeterli ölçüde Türkiye düzeyinde haber alış verişini gerçekleştirememeleri, Anadolu basını bakımından haber bulabilme yönünden dengesizliği daha çok pekiştirmektedir. Bu yönden Anadolu gazetelerinin haber dağarcığının diğer değerlendirilenlere oranla daha değişik yapıya sahip olduğunu söylemek yanlış olmamaktadır.

 

            Bir yandan yerel iktidar çevrelerinin tazyiki altında olan, bir yandan da merkezin sansasyona açık magazinsel söylemin etkisine, kendi çevresinden bile destek göremediği için direnemeyen yerel basının haberlerinin çifte manipülasyona uğradığı da öne sürülebilir. Yerel basının yurt çapında siyasal, kültürel yankılara yol açabilecek nitelikteki haberlerin yaygın basında saptırıldığından, yanlış bilgilendirmelere yol açıldığından yakınmaktadırlar. Anadolu gazetecileri.

 

            1970’lerin sonlarında başlayan yerel basın kurultayları, günümüze kadar yapılmıştır, yapıla gelmiştir. Bu kurultayların hemen hemen hepsinde bu sıkıntıların çoğu gazeteciler tarafından dile getirilmiştir. Bu sıkıntılar hakkında çözüm önerileri sunulmuştur. Fakat yerel basının gelişimini sağlayıcı, sağlıklı adımlar atılamamış ve yerel basın hep bu sıkıntılardan şikayetçi olmuştur. Senelerden beri bu kemikleşmiş sıkıntı içerisinde olan yerel gazetelerin kimisi kapanmış, kimisi zor ayakta durmaya çalışmış, kimisi de tüm bu sorunların içerisinden kendi çabalarıyla çıkmış ve yayın hayatını sağlıklı bir şekilde yürütmüştür.

 

 

            BASININ GELİR KAYNAKLARI

            Genel olarak basının kaynaklarının en önemlisi, ilan ve reklam gelirleridir. Diğer kaynak olan satış bedeli, yalnız bizde değil diğer ülkelerde de maliyetin çok altında kalmaktadır. Aradaki fark, ancak ilan ve reklam gelirleriyle dengelenebilmektedir.

            Bir başka anlatımla, ilan ve reklam gelirleri yaşamsal önem taşımaktadır. Daha çoğunu elde etmek için her türlü mücadele verilmektedir. Çünkü bu bir ölüm kalım meselesidir.

            Öte yandan, basının gelişmesi için de ilan ve reklam gelirini artırması gerekir. Basın geliştikçe tirajı yükselecek, çoğalan okuyucu paralelinde her iki kaynağı artacaktır.

            Gerek yayın yeri dışında dağıtım olanakları bulamayan lokal yayın yapan gazetelerin meydana getirdiği yerel basını, gerek birkaç mülki amirlik sınırları içerisinde örgütlenebilen bölge basını, gerekse yurt düzeyinde dağıtım, pazarlama ve haberleşme ağına sahip olan ulusal basını bu dairenin başında tutmak olanaksızdır.

 

 

            İLANLARIN DAĞITIMI

            Özel ilan ve reklamların dağıtımını özel sektör ve kişiler iradeleri dahilinde direkt veya prodüktörler aracılığıyla mevkutelere yapmaktadır. Şüphesiz, tercihlerini ticari çıkarlarını göz önünde bulundurmak suretiyle yukarıda açıkladığımız amaca hizmet edeceğine inandıkları yayım organlarına yönelik kullanacaklardır.

 

            Resmi ilan ve reklamlara gelince: Basın İlan Kurumu’nun oluşturulmasına ilişkin 195 sayılı yasanın 31. ve aynı yasaya dayanılarak alınan 67 sayılı Genel Kurul Kararı’nın 3. ve 7. maddeleri uyarınca Kurum şubesi bulunan yerlerin belediye sınırları dışında yayınlanan gazetelerde, resmi ilanların yayınlattırılmasına aracılık etmek yetkisi ve ödevi yalnızca Valiliklerde bulunmaktadır. Kurum şubesi bulunan yerlerde, Kurum şubeleri, resmi ilanlarla birlikte resmi reklamlara da aracılık etmektedir.

 

            Genel Kurum, gerek Valilikler, resmi ilanları anılan yasa ile yasa uyarınca yapılan yönetmelik ve alınan Genel Kurul kararlarına uygun olarak dağıtmaktadır.

 

 

            RESMİ İLAN KADER DEĞİL

            1986 yılından itibaren yurdumuzun her yerinde aynı resmi ilan tarifesinin uygulanmakta olmasına ve resmi ilan fiyatlarında periyodik olarak azımsanmayacak ölçülerde artış yapılmasına rağmen, yurt bazında ilan ve reklam harcamaları ile yapılan karşılaştırmalardan çıkarılan sonuç şudur: Özellikle yerel basınımızın, kaderini resmi ilanlara dayandırarak yaşamını devam ettirmesi bugün için olanaklı gibi görülüyorsa da, gelişmesini sürdürmesi söz konusu değildir.

 

            Resmi ilan ve reklamlar basının finans kaynağının ancak küçük bir dilimini oluşturmaktadır. Yerel basınımızın bu dilimden biraz daha çok pay alabilmesi için öncelikle tekelci zihniyetten uzak olmak şartıyla gazete sayısının azaltılması, bununla birlikte teknik olanaklar birleştirilerek kalitenin yükseltilmesi gereklidir.

 

            Kalitesi yükselen, yüzölçümü artan, yetenekli-donanımlı elemanların çalıştığı, yerel haber ve yorumlara ağırlık kazandıran, yerel sanatlarca, edebiyat ve folklor ürünlerine yer veren, spor, turizm, tarih, kültür konularında bilgilendirici, özendirici olan, dış görünüşü itibariyle de cazip hale gelmiş bulunan yerel basın, daha çok okunacaktır. Daha çok okunan gazete de özel ilan ve reklamlardan layık olduğu payı alacaktır.

 

            Özel ilan ve reklamlar konusunda haksız rekabeti önleyici, sahibi M. Ali Kapaklı’nın düşünceleri ise şöyledir:

 

            “Yerel gazetelerin önemli sorunlarından biri de resmi ilan fiyatlarıdır. Hükümetler hiçbir zaman yerel gazetelere hakkı olan fiyatları vermiyor. Günümüzde yüzde seksenlere varan enflasyonun yanı sıra verilen yüzde yirmi beşlik artışlar, gazeteleri ekonomik darboğazdan çıkartmıyor.

 

            Şu anda yerel gazetelere verilen sütun santimi 7500.-TL olan ilan fiyatının 20 bin lira olması gerekiyordu. Güneydoğu’da zaten yatırım yok. Yılda bir gazetenin eline toplam 15 milyon lira ilan geliri geçiyor. Bir ofset gazetenin aylık masrafı sadece 10 milyon lirayı buluyor. İlanlarla ilgili diğer önemli bir konu, çok küçük gazetelerin bile ilan alabilmesidir.

 

            Bakınız, Şanlıurfa’da ikisi ofset, ikisi tipo baskı olmak üzere dört gazete yayınlanıyor. Urfa’da Basın İlan Kurumu’nun şubesi olmadığı için Valilik ilan vermeye tek yetkili. Sekiz sayfa, on kişilik sigortalı çalışan kadrosu ile yayın yapan iki ofset gazeteye karşın hiçbir yönden uygun olmayan, Basın İlan Kurumu koşullarının hiçbirisine uymayan, sadece ilan almak için 40 adet basılarak yetkili yerlere gönderilen iki tipo baskılı gazete de aynı ilanları paylaşıyorlar. Tipo baskı ile yayınlanan gazeteler sadece iki kişi tarafından dizilip basılıyor, hiçbir masrafları yok. Bunun yanında binbir emek verilerek ulusal gazeteler ayarında yayınlanan ofset baskılı gazetelerle ilanları kardeş payı bölüşüyorlar. Basın İlan Kurumu’nun bu haksız dağılımı düzeltmesini istiyorum.

 

            Yerel gazetelerin tek kurtuluşu bana göre devlete bağlı kuruluşların televizyon ve ulusal gazetelere verdiği reklamı yerel gazetelere de vermesidir. Devlete bağlı kuruluşlar hükümetin belirlediği resmi ilan fiyatları üzerinden mutlaka yerel gazetelere reklam vermelidirler. Yerel gazetelerin kalkınmasının tek yolu budur. Aksi taktirde yılda dağıtımı yapılan 15 milyonluk yatırım ilanı ücretiyle yerel gazetelerin hiçbir sorunu çözümlenemez. Aksine bu ekonomik şartlarda yerel gazeteler tek tek kepenk indirme ile karşı karşıya kalacaktır.”

 

            Yerel basının yaşamını koruması, gelişmesini sürdürmesi için ilk ödev yine yerel gazetelere düşmektedir. Resmi ilanların tek gelir kaynağı olmadığı kabul edilmelidir. Gazeteler, ilan ve reklam yayınından umulan amacı sağlayacak kaliteye ve okuyucuya ulaşması halinde, kamu kuruluşlarının özel ilan ve reklamlarıyla birlikte özel kişi ve kuruluşların da reklam harcamalarından pay alacaklardır.

 

 

ÖZEL SORUNLAR   

Özellikle küçük yerleşim bölgelerindeki basın mensubu arkadaşlarımızın resmi kuruluşlardan doğru haber almakta büyük güçlükler çekmektedir. Birçok yönetici bu konuda “devlet memurlarının beyanat vermeyeceği “ şemsiyesi altına girip doğru ve geniş bilgi vermekten çekinmektedir. Bu konu önemsiz gibi değerlendirilse de zaman zaman resmi yayın kuruluşları da dahil büyük yanlışlıklara yol açmaktadır.

 

Bugünkü sorunları ile boğuşan Anadolu basınının mensupları önemli ölçüde hizmet içi eğitim yoksunluğu hissetmektedir. Düzenlenecek konferanslar, seminerler için gerekli desteğin hükümetlerce sağlanması Anadolu basınının işlevini daha güçlendirecektir.

 

            Halen çalışmakta olan elemanların da devlet kuruluşları ve KİT’ lerin matbaalarında eğitime tabi tutulması hiç de zor bir olay değildir. Bunun yanı sıra sağlanacak bursların başarılı Anadolu basını mensuplarının yurt dışına gönderilerek mesleki eğitim ve becerilerini geliştirmesi sağlanmalıdır.

 

            Yerel gazeteler bulundukları vilayetin iktisadi, sosyal ve kültürel gelişmesine ettikleri hizmetin yanında dert ve davaları üzerinde de müspet yoldan hizmet etmek imkanlarına sahiptirler. Bunu her gün yapmaya büyük şehirlerdeki gazeteler yarın da yapmayacaktır. 1963 yılında Milletlerarası Basın Enstitüsü nün hazırladığı raporda, “Mahalli basının büyük şehirlerdeki gazetelerin menfaatleri için ortadan kaldırılması büyük kayıp olur. Mahalli gazeteler mensup oldukları şehirlerin sosyal ve her yönden gelişmesine olumlu bir şekilde hizmet edilebilir.” Şeklinde bir açıklama yer almıştır.

 

            Ülkemizin içinde bulunduğu sosyo-ekonomik sorunlar, bir çok meslek kuruluşlarını etkilemesine rağmen bunların arasında en fazla etkilenen basın ve basın dalında çalışanlar olduğu bir gerçektir. Bu gerçek bugüne kadar çeşitli bildiriler, yapılan birçok toplantılarla dile getirilmiş, basının içinde bulunduğu sorunlar kamuoyuna duyurulmuştur. Ne var ki devam eden söylentiler basın sorunlarının büyük gazeteler lehine sonuçlanacak bir şekilde ele alındığı rivayeti bizi bir kere daha sorunlarımızı açıklamaya ve bunun önemini belirtmeye mecbur etmiştir.

 

            Bugün bütün dünyada basın dalında bir kriz hüküm sürmektedir. Özellikle de taşra fikir basınında bu krizin tek nedeni ekonomidir. Batı ülkelerindeki hükümetler bu alanda birtakım sübvansiyonla basın organlarının ekonomik sorunlarını çözümlemeye çalışırken, ülkemizde basın organlarının tek gelir kaynağı olarak resmi ilanlar gelirlerini kaldırmak veya azaltmak için oluşan fikirlere şaşırmamak elde değildir. Ülkemizdeki halkın satın alma gücünü göz önünde tutarak, maliyetin çok altında bir fiyatla satışa arz edilen gazetelerin, - özel ilanlarını da birçok büyük gazeteye verdiği göz önüne alınırsa- resmi ilan gelirlerinden başka bir geliri olmadığı görülür. Bunların kesilmesi ise haysiyetli bir şekilde yayın hayatlarına devam etmek çabası içinde bulunan taşra ve düşük tirajlı fikir basınının yayın hayatlarına son vermek demektir. Bu durumda ise meydan iki veya üç büyük tirajlı gazeteye kalacaktır.

 

            Takdir edilir ki basındaki tekelleşmeye yol açan bu durumda bir grubun görüşü altında yayın hayatına devam edecek. Bu iki –üç gazetenin demokratik rejimlerde basının yüklendiği görevi yerine getirmesi beklenilemez. Özellikle bölgesel haberleşme ihtiyacına cevap verilmesi düşünülemez. Taşra ve Anadolu basını diye isimlendirilen, bizlerin düşük tirajlı fikir basınının büyük şehir basınının dışında kendine özgü bazı sorunları olduğu, özel bir önem taşıdığı vatandaşın haber alma hürriyetine ilişkin temel sorunları ortaya koyduğu gerçeği gözden uzak tutulmalıdır. Bu sorunları ele alırken bunlarında göz önünde tutulması ve gerçekçi olunmasında fayda vardır. Taşra - Anadolu basının içinde bulunduğu sorunların bazılarını şu şekilde sıralayabiliriz.

 

           

Yine 1988 yılında yapılan bir çalışmadan Anadolu “ Orta Karadeniz “ gazetelerinin sahipleri sorunlarını şöyle açıklamışlardır.

1. Matbaa işçisi ve mürettip sorunu.

2. Maliyetin yüksek oluşu ve kağıt fiyatlarının pahalı oluşu.

3. Gazete kağıdı sıkıntısı.

4. Anadolu basınım resmi ve özel ilanlarla yaşamaya mecbur bırakılıyor.

5. Resmi ilanlar ikiden dörde çıkarılmalı.

6. Teknik sorunlar var. Haberde fotoğrafı yayınlayamıyoruz.

7. Resmi idarelerle ilgili haberleri alırken belli sorunlarla karşılaşıyoruz.

8. Resmi ilanların tahsili. Yasadaki hükümlere karşı geç ve güç oluyor.

9. Basın kartlarının çoğu zaman yeterlilikten uzak kişilere verildiğini duyuyoruz.    

10. Devlet desteğinden yoksunuz.

11. Güçlü bir basın birliğimiz yoktur.

12. Vasıflı eleman bulmakta zorlanıyoruz.

13. Makine imali yapamıyoruz.

14. Anadolu basınının sorunu, Anadolu basını oluşudur.

15. Yöremizdeki temsili ilanlarımızın diğer gazetelerde de yayınlanması nedeniyle mağdur ediliyoruz.

16. Abonelerimiz kendiliğinden ücretlerini ödemiyorlar.

17. Resmi idareler paralı abone olmuyorlar.

18. Kağıt dağılımı belgeli olmuyor.

19. Her gün artan vergiler büyük sorunlar doğuruyor.

20. Renk ayırımı makinemiz yok. Renkli baskı yapmakta zorlanıyoruz.

21. Ofset sistemine geçemedik.

22. Anadolu gazetelerine kredi hakkı verilmiyor.

23. Dağıtım sorunlarımız var.

24. Haber alma, toplama güçlüğümüz var. Bilhassa son yıllarda, devlet memurları beyanat vermiyoruz diyorlar.

25. Gazetemiz günlük olmadığı için resmi ilan alamıyoruz.

26. Gazetecilik istismar ediliyor.Dar çevrelerde de olsa şantaj yoluyla menfaat sağlanıyor.

27. İlkokul mezunlarına da basın kartı verilebilmelidir.

28. Anadolu basını ile diğer basın eşit tutulmamaktadır.

29. Belediyeler meclis toplantılarının ilanını yaptırmıyorlar.

 

Gazete sahipleri yukarıda işaret ettikleri bu sorunların çözümü için de şu önerileri getirmişlerdir:

a)        Korsan gazete ve gazetecilerle mücadele edilmesi

b)        Basın İlan Kurumu’ndan ayrılarak, Anadolu basını kendi kurumunu kurmalı.

c)         Basın İlan Kurumu büyük gazetelerin hakimiyetinden

d)        İlanlar eşit dağıtılmalıdır.

e)        Anadolu basın mensupları Basın İlan Kurumu’nda temsil edilmelidir.

f)          İşine gelmeyen çevrelerin yerel gazeteleri hırpalaması engellenmelidir.

g)        İlanlar vasıflı gazetelere verilmelidir.

h)         Yurt dışından vasıfsız ve gümrüksüz makine getirilebilmelidir.

i)          Özel sektör ilanla gazeteleri beslemelidir.

j)          Herhangi bir bankanın bölge basın kuruluşuna düşük faizle kredi vermesi sağlanmalıdır.

k)         Bölgedeki günlük gelişmeler Babıâli basınından önce bölge basınına bildirilmelidir.

l)          Mahalli basın kendi arasında iyi ilişkiler kurmalıdır.

m)       Anadolu gazeteleri ilandan ziyade satışa dönük gazeteler çıkarmalıdır.

n)         Bazı Anadolu kentlerinde görülen tekelcilik sona ermelidir.

o)        Gazete sayılarının azaltılması gereklidir.

p)        Yeni yasal düzenlemeler yapılmalıdır.

q)        Resmi ilanlardan faydalanabilmek için bir yıl bekleme süresi kaldırılmalıdır.




TÜRK BASIN TARİHİ

 

Türkiye de yayımlanan ilk gazete, Fransız elçiliğinin Fransızca olarak çıkardığı Bulletin des Nouvelles’dir(1795). İlk Türkçe gazete ise devletin resmi gazetesi niteliğindeki Takvimi Vekayi’dir, daha sonra William Churchill adlı bir İngiliz’in devlet desteği ile çıkardığı yarı resmi Ceridei Havadis (1840) ve Agah Efendi ile Şinasi’nin  birlikte çıkardıkları Tercümanı Ahval (1860) yayımlandı. Özel girişim tarafından yayımlanan ilk Türkçe gazete Tercümanı Ahval fikir gazeteciliğinin de öncüsüydü ,1864’ten sonra , yayımlanan gazete sayısı arttı, basınla ilgilenmek üzere Matbuat Umum müdürlüğü kuruldu ve ilk nizam name yayımlandı(1864),

 

 

1864-1908

Batıda ki özgürlük ve eşitlik hareketlerinden etkilenen yenilikçi fikir gazetelerine susturmak amacıyla Sadrazam Ali Paşa’nın hazırladığı Ali Kararnamesi,(5 Mart 1867), basın özgürlüğünü ortadan kaldırmıştı. Sadrazam Ali Paşa’nın ölümünden sonra Jön Türkler basın etkinliğini yurda dönerek sürdürdüler. Baş yazarlığını Namık Kemal’in yaptığı İ İbret(1872), kısa sürede kapatıldı. Namık Kemal ve gazetenin yazarları İstanbul dışına sürüldü.

II. Abdülhamid’in tahta çıkmasıyla ilk Anayasa hazırlanmış ve Meşrutiyet ilan edilmişti. Ne var ki, Osmanlı Rus savaşı nedeniyle ilan edilen sıkı yönetimle birlikte tün ülkede 33 yıl sürecek baskı dönemi de başlamış oluyordu. Baskı yıllarının en önemli iki gazetesi Şemsettin Sami yönetimindeki Sabah (1875) ve Ahmet Cevdet’in yayınladığı İkdam’dır

 

 

1908-1919

24 Temmuz 1908 de ilan edilen Meşrutiyet, basına uygulanan sansürü kaldırınca yalnız İstanbul’da 353 gazete ve dergi birden yayınlanmaya başladı. Dönemin etkili gazeteleri Tanin (Hüseyin Cahit) , Yeni Gazete(Ahmet Emin,Hakkı Behiç,Mehmet Sadık), Volkan(Derviş Vahdeti), Alemdar(Refii Cevat), Peyam (Ali Kemal), Vakit (Hakkı Tarık), Akşam(Necmettin Sadık, Falih Rıfkı, Ali Naci’dir). İttihat Terakki partisine Serbesti gazetesinin iki yazarı Hakan Fehmi (1909 da) ve Ahmet Samim vurularak öldürüldü ve Türk basının ilk şehitleri oldular.

 

 

1919-1923

Kurtuluş savaşı sürecinde 4 Eylül 1919’ dan sonra Sivas kongresi’nin yayın aracı İradei Milliye gazetesi, Mustafa Kemal’in Ankara’ya gelişiyle birlikte Hakimiyeti Milliye gazeteleri yayınlandı(1920). Ankara’ya taşınan Yeni Gün ve Öğüt dışında İstanbul’da yayının sürdüren Akşam, Vakit ve Tasviri Efkar kurtuluş savaşını desteklediler. Peyamı Sabah ve Alemdar’sa Ankara hükümetine cephe aldı.

 

 

1923-1939

Cumhuriyet hükümeti yeni rejimi kurmak ülkede birlik ve bütünlüğü sağlamak gibi gerekçelerle basına ağır kısıtlamalar getirmiş,güdümlü bir basın yaratmıştı. Dönemin ünlü gazetecileri Hüseyin Cahit , Velit Ebüzziya, Ahmet Cevdet ve Lütfi Fikri, hilafet konusundaki yayınları nedeniyle İstanbul istiklal Mahkemesi’nce yargılandılar 1923.

Şeyh Sait Ayaklanması’ndan sonra kabul edilen Takriri Sükun kanunu basın üzerindeki kısıtlamaları arttırdı. İktidarı desteklemeyen gazete ve dergiler kapatıldı yazırları yargılandı. 1928 oe gerçekleşen alfabe değişikliği basını derinden etkiledi, kapanma tehlikesi geçiren bazı gazete ve dergilere hükümetçe para yardımı yapıldı. Dönemin başlıca gazeteleri Akşam, Cumhuriyet, Tan , Hakimiyeti Milliye(1934’den sonra Ulus )ve Vakittir.

 

 

1939-1945

II. Dünya savaşı boyunca İstanbul’da devam eden sıkı yönetim sebebiyle basın özgürlüğü kısıtlı kaldı. Beyoğlu’nda bir İngiliz diplomatına yapılan suikast haberini “resimli olarak” yayımladıkları için kapatılan Vakit , Akşam, Yeni Sabah, Son Posta , Tan , Halk ve Tasviri Efkar gazeteleri (Mart 1941) uygulamaya bir örmekti.

 

 

1945-1950

Çok partili yaşam basında belirli bir canlanma yaratmış , tirajlar artmıştı. Demokrat partiyi destekleyen Cumhuriyet ve Vatan’ın tirajları 50 bine kadar çıktı. Akşam , Tasvir , Yeni sabah, Ulus , Tanin ,Hürriyet,Zafer , Milliyet,Yeni İstanbul, Son Posta, demokrat İzmir ,Yeni Asır , Kudret dönemin önde gelen gazeteleriydi. Sedat Simavi’nin çıkardığı Hürriyet (1 Mayıs 1948) yerleşik gazetecilik anlaşışına köklü değişiklikler getirdi.

 

 

1950-1960

DP (14 Mayıs 1950), basın üzerindeki denetimi azaltan basın kanunu kabul etmişti, ama kısa süre sonra iktidarla basını ilişkileri gene bozuldu. Pek çok gazeteci ve yayın organı hakkında davalar açıldı, hapsedilenler oldu ; kağıt tahsisi ve resmi ilanlar yoluyla , bası denetim altında tutulmaya çalışıldı.

 

 

1960-1970

DP iktidarına son veren 27 Mayıs askeri müdahalesinden (1960)  sonra Milli Birlik Komitesi’nin çıkardığı yasalar basına önemli ölçüde özgürlük getirmişti.

 

 

1970-1980

12 Mart döneminde çok sayıda dergi ve gazete kapatılırken, 1973 seçimlerinden sonra basın yeniden canlandı. Sağ kesinde Milli Selamet Partisi Milli Gazeteyi , Milliyetçi Hareket Partisi Hergün’ü yayınlarken , sol kesimdeyse Politika ,Vatan , Aydınlık , Demokrasi ve Yeni Ortam gibi gazeteler yayınlandı. 

 

 

1980 sonrası

1979 da ilan edile sıkı yönetimin pek çok yayının basım ve dağıtımını yasaklamasının ardından 12 Eylül askeri müdahalesi basın özgürlüğüne ağır bir darbe vurdu, darbenin ilk günü Demokrat , Aydınlık ve Hergün gibi köktenci solcu ve sağcı gazeteler kapatıldı. Hürriyet ve milliyet lider gazeteler olmaya devam etti ; Cumhuriyet büyük okuyucu kaybına uğradı; 1985 de sabah gazetesi de bu kafileye katıldı.(Thema Laruusse(1993-1994). Syf. 438-439. Milliyet  Gazetecilik Aş. İst.)



Güncel Haber

Haber